Kargo aşkı sorguluyor
Lale BARÇIN İMER
 

1990'lı yılların başında ilk albümleriyle popa bürünmüş müzik aleminde kendi müziğini ‘‘poplaşmadan’’ popüler kılmayı başaran onlardı... Sonrası malum; ilk albüm, tanışma; ikinci albüm, koklaşma ve Kargo'nun kitleyi fethetmesi... Sıra üçüncü albüme geldiğinde belki işleri daha zordu. Çünkü anlatacakları kolay değil, aktaracakları daha da gerçekti. Meslektaşları ‘‘başarının’’ tadını çıkartırken onlar halen sorulmamış sorulara, verilmemiş cevaplar arayacaklardı. ‘‘Şöhret’’ belki güme gidecek ve gerçekler de kuşkusuz acıtacaktı. Sınırlarını zorlayan yeni albümüyle olgunluk dönemine giren topluluk, ‘‘Yalnızlık Mevsimi’’nde çok şey söylüyor...
 
 

Yeni albümde kaldığınız yerden devam mı ediyorsunuz?
 
 

- Kesinlikle, ama bu bizim için bir dönemi bitirmek oldu. O bölümden devam ediyoruz, müzikal olarak bir köprü var. Biz bugüne kadar hep soft geçişler yaptık. Bu, biraz daha sert. 

Sözler galiba yine MŞŞ'ye ait. Bu diğer grup elemanlarını rahatsız ediyor mu?
 
 

- MŞŞ: Bizim grupta biri, bir işi çok iyi yapıyorsa, diğer elemanlar bu durumdan hiç rahatsız olmaz. Grupta uzun yıllardır şiir ve felsefeyle ben ilgilendiğim için, sözleri ben yazıyorum. Ben sözleri altıncı enstrüman olarak görüyorum. Mesala Selim'in de kayıt ve mikslerde çok tecrübesi var, onları da o yapıyor. Koray vokalini çok iyi yapıyor...
 
 

Albümde üç bölüm var. Bu bölümlerin ana fikri ne?
 
 

- MŞŞ: Birinci bölüm uyanış. İnsanların, 20-25 yaşına kadar çok yalnız yaşasalar da, çok fakir olsalar da, hatta ailelerini yitirmiş olsalar da her zaman için bir aşk acısı yaşadıktan sonra yalnızlığın farkına vardıklarını düşünüyorum. Bu, en primitif olanıdır. Bu bölümde en primitif yalnızlıkla bir giriş yapılarak genelde insanların birbirine ne kadar yabancılaştığı ve ne kadar uzak olduğu ortaya çıkıyor. İkinci bölüm ‘‘Şüphe’’deyse, aşk acısının dışındaki yalnızlıkların sorgulanmasına geçiliyor. Böylece büyük metropollerde yaşamını sürdüren insanların hangi yollardan geçtiği, zarlarını atarak şanslarını nasıl tayin ettikleri, başkalarının onlara nasıl seçimler yaptırdığı, kurdukları her köprünün başkaları tarafından nasıl yakıldığı ve kaderin 10 şeritli bir yol olduğunu ele alınıyor. Bu yollar, simge bir kişiye ulaşıyor; o da Marilyn Monroe. Çünkü onun yaşamı, tam bunlara eşit ve trajik bir yaşam öyküsü. Ben ideali olan ve onu gerçekleştirmiş olanlardan bahsetmiyorum, arka planda kalan insanlarla ilgileniyorum. Üçüncü bölüm ‘‘Kimlik’’te, ilk bölüme gönderme yapıp tecrübeyi ve bütün buraya kadar olan bölümün kapatılması var. Kendine dönecek, çünkü tek gerçek de bu zaten.
 
 

DURUMU BİLDİRİYORUZ
 
 

Albümün bitiminde dinleyici cevapları bulabiliyor mu?
 
 

- Biz durumu bildiriyoruz ve soruyoruz. Bu herkesin bildiği, ama kapının arkasına attığı bir şey. Biz insanların görmediği, bakmadığı, ama bakılması gerekenleri anlatıyoruz.
 
 

- Müzikal anlamda kendinizi hangi noktada görüyorsunuz?..
 
 

- Dışarda yapılan müziklere çok yakın, ama onları tam olarak yakalayamamış... Ancak Türkiye için çok ileri bir noktada. Kalıp olarak trip rock, atmosferik rock... Çok progresif şeyler de var. Bazen çok sokak, bazen daha elit bir tabakaya sesleniyor.
 
 

‘‘Arabik Fahişe’’ nasıl ve neden yazıldı?
 
 

- İlk önce kişisel olarak kendimden çıktı, ama birinci tekil şahsın içinde olduğu bir durumdu. Biz de olayı topluma yönlendirdik. Müzikal olarak böyle bir parça, kesinlikle doğu ile batı arasında, ikisinden de olmayan ve ikisinden de parçalar içeren bir şey olmalıydı. Selim'le geçen sene turnede otel odasında otururken böyle bir parça çıkardık.
 
 

Şarkıya çok da ilginç bir klip çekildi? Beklediğiniz ilgiyi ve tepkiyi görüdünüz mü?
 
 

- Klipten çok memnunuz. Yarattığı tepkiden de. Çünkü pek çok kanal sık sık yayınlamaktan kaçınıyor. Böylece konumumuz, dışardaki insanlara göre daha da iyi belirleniyor. Bu da bizim çok hoşumuza gidiyor.
 
 

- Bu şarkı, ‘‘Aaaa Kargo da mı, AF gibi alaturka rock yapmaya başladı?’’ diye bir soru çıkabilir?
 
 

- Bu riski göze aldık. Yaptıklarımızın içten ve samimi olduğunu biliyoruz. Onların yaptığı gibi çiklet değil. Sözleri ve müziği de bunu anlatıyor.
 
 

Grup içinde tamamen aynı müzik anlaşıyışından söz edebilir miyiz?
 
 

- Yaptığımız müzik için aynı anlayış var, ama dinleyiş olarak çok farklı. Herkesin dinlediği bir sürü farklı şey var, ama kendi içimizde her birimizin dinlediklerinden bihaberiz...
 
 

BİZ BİR AİLEYİZ
 
 

Grup zihniyetinin çok güçlü olmadığı bir müzik ortamında gerçek bir grup olarak çalışmayı ve öyle kalmayı neye bağlıyorsunuz?
 
 

- Biz grup içinde her şeyden önce çok iyi dostuz. Bir aile gibiyiz. Yaşamı sorguladığımız farklı yollarda hep aynı doğruda buluşuyoruz. Gece yattığımızda içimiz rahat uyuyabiliyoruz. Paramız olmadığı zamanda da, insanların bizi kötülediği zamanda da, bizim için iyi şeyler söyledikleri zamanda da geceleri rahat uyuyabiliriz.