Ben, sen, o, biz,
siz...
Onlar birer
melek!
Kargo, ilk
olarak vokalist Koray'ın nur yüzüyle girdi ülke gündemine. Nur
yüz de değil; adam safi karizma. İlk albüm "Yarına Ne
Kaldı?"daki ilkbahar havası yerini zamanla ... ve "Yalnızlık
Mevsimi"ndeki hüzünlü sound'a, karanlık sözlere, göğüs göğüse
duygu çarpışmalarına bıraktı. Şimdi, dördüncü albüm "Sen Bir
Meleksin"le yeniden 'mutluyuz' diyorlar. Ama yine de o hüzün yok
mu...
Albümün
hazırlık aşamasından bahsedelim mi?
Selim:
Geçen yılın şubat ayında hazırlanmaya başladık. Hazirandan
beridir de stüdyodayık. İlk kez bir prodüktörle çalıştık; Rıza
Erekli'yle. Onun için çok uzun ve hassas bir çalışma oldu. Zaten
müziğimizde yenilik yapmayı düşünüyorduk. Daha kolay
algılanabilir, radyoluk şarkılar üzerinde durduk, daha akustik
bir albüm olmasını istedik.
Prodüktör
arayışı içinde miydiniz, yoksa tesadüfi mi oldu bu beraberlik?
Selim: Bir
prodüktörle çalışmayı düşünüyorduk. Rıza Abi'ye gittiğimizde,
beraber bir şeyler yapmak için o da ateşledi bizi. Sonuçta tam
istediğimiz gibi bir albüm oldu. Rıza Abi'nin tecrübesi,
objektif bir göz olarak albüme yansıdı. Böylece, kendi aramızda
karara bağlayamadığımız birtakım noktaları kolay aştık.
Ne gibi?
Selim:
Çeşitli zevklerde insanlar olduğumuz için, aramızda karar
mekanizması yavaş işliyor. Ama prodüktör olunca, onun
kararlarına uyduğumuz için o aşamaları çabuk atlattık.
Düzenleme, parça seçimi gibi konularda çok büyük faydasını
gördük. Kolay bir çalışma oldu bizim için; sadece müzisyenlik
yaptık, olayın diğer taraflarına kafa yormamıza hiç gerek
kalmadı.
Niye değişiklik
arayışına girme ihtiyacı hissettiniz?
Selim:
Açıkçası, biraz kitlemizi genişletmek istiyorduk.
İlk albümden
sonra bir dinleyici kaybı yaşadınız, di mi?
Selim: Çok
olmasa da, bir düşüş yaşadık, doğru. Bir önceki albümümüz
"Yalnızlık Mevsimi", biraz ağır ve derindi; konsept albümüydü.
Algılanması zordu. Bu yüzden, gruba daha canlı bir yapı
kazandırmak gerekiyordu.
Tribüne mi
oynuyorsunuz bu sefer?
Selim:
Değil aslında. Satmak için çok büyük fedakarlıklar yapmadık ama
dinleyiciye biraz daha hoş gelebilecek şarkılar seçtik.
Koray: Daha
kolay algılanabilir, daha akustik...
Burak:
Anlaşılması güç, karmaşık bir yol izlemektense, daha sade bir
şekilde vermeyi yeğledik. Sözlerde de, melodide de. Bu, içinde
bulunduğumuz dönemle de alakalı. Geçen albümde sıkıntılıydık,
içimizi boşaltmamız gerekiyordu. Yaşananlar ister istemez müziğe
yansıyor. Şimdi daha mutlu ve enerjiğiz.
Ama yine de bir
karamsarlık var albümde...
Koray:
Hüzün duygusu içimizde var galiba. Onsuz olmuyor.
Selim: Ama
satması için müziğimizden taviz vermedik, kesinlikle. Hatta bazı
parçalarda Rıza Abi, "Bu parça Kargo'nun bugüne kadar yarattığı
imaja uymaz," bile dedi.
İmaj derken
neyi kastediyordu?
Selim: Yani
Kargo'ya uyacak şarkılar var, uymayacak şarkılar var. Benim
gözümde, belli bir kalitenin altına hiçbir zaman düşmedik.
Serkan: "Bu
Akşam Ölürüm", Kargo'ya hiç uymaz mesela!
E siz de böyle
bir şarkı yapmamışsınızdır herhalde! Rıza Erekli, sizin
şarkılardan bazılarına "uymaz" demiş. Onunla ilgili sordum.
Koray:
Albümün bir havası var, onun dışına çıkmak pek istemedik.
Bir kitle kaybı
oldu dedik Kargo'da... Belki kitle kaybı değil de, kitle kayması
yaşadınız. Şimdi nasıl bir kitle hedefliyorsunuz?
Koray:
Bizim için esasında kitlenin nasıl olduğunun önemi yok. Ne kadar
çok insan dinlerse, o kadar iyi. Bir önceki albümde başımıza
bazı aksilikler geldi. İlk klipten sonra şirket değiştirdik ve
"Kalamış Parkı"yla "Arabik Fahişe" arasına altı ay zaman girdi.
"Arabik Fahişe" de yanlış anlaşıldı zaten. Yine de albüm çok
düşük rakamlarda satmadı. Bizim kemik bir alıcımız var; şimdi
onu genişletmeye uğraşıyoruz. Prodüktörle çalışmamızın
nedenlerinden biri de buydu. "Yalnızlık Mevsimi"nin hakkını da
yememek lazım. Bize çok şey kazandırdı. Semi - entelektüel mi
desem, dömi mi bilmiyorum, madalyonun bu tarafında yer alan
insanlar biraz takdir ettiler bizi. Kapasitemizi gösterdik o
albümle.
Selim: Bir
de, ilk iki albümde daha çok kızlar dinliyordu bizi, ama üçüncü
albümde erkekler de dinlemeye başladı. Erkekler, grubun
oturmasını, ayağının yere basmasını bekliyor. O albüm, "kız
grubu" imajını üzerimizden kaldırdı.
Serkan: Şu
da var: Erkekler yolda görüp "Aa, Kargo!" diye üzerimize
atlamadıkları, kızlar daha çok bu tür davranışlarda bulunup ön
plana çıktıkları için de öyle gözüküyor. Yoksa, erkek
dinleyicimiz her zaman var.
"Sen Bir
Meleksin"in özel bir yeri var mı? Ya da sizin için hangi
albümünüz daha özel?
Burak:
Hepsi, yapıldıkları dönemi yansıtan albümler. Yani, dört albüm
de Kargo'nun dört ayrı dönemini yansıtıyor. İçimizden geleni
döktük hep. O yüzden, ekstra önem taşıyan biri yok.
Koray:
Hepsi zamanlaması doğru albümlerdi bence.
Söz yazan ve
beste yapan ağırlıklı isimler her albümünüzde değişiyor.
Mehmet'in sözleri iyice azalmış mesela bu albümde.
Burak:
Mehmet'in askerde olmasının etkisi var.
Serkan: Bir
de, grupta beş kişiden dördü beste yapabiliyor, üçü söz
yazabiliyor. Ve birinin tıkandığı yerde diğeri ön plana çıkıp
albüme ağırlığını koyabiliyor.
Koray'ın,
fiziğinden ötürü ön plana çıkması grupta rahatsızlık yarattı mı
hiç?
Serkan:
Bende yaratmadı. Ben kendimi bildim bileli grup müziği dinlerim;
her zaman solistler ön plandadır. Jon Bon Jovi'yi herkes bilir,
ama Bon Jovi'nin davulcusunu birçok kimse tanımaz. Ama
Türkiye'de grup müziğine pek alışkın olunmadığı için, oturtmak
biraz zor oldu. Selim: İlk albümümüz çıktığında Koray'la
ilişkimiz iki senelikti. Daha önce kız vokalistimiz vardı.
Bugünkü kadar tanımıyorduk birbirimizi. Bir sınavdan geçtiğimizi
düşünüyorum. O dönemi başarıyla atlattık.
Genelde iyi
arkadaş mısınız?
Serkan: Hep
birlikteyiz.
Selim:
Dünya görüşü fark etse bile birbirimizi anlayabiliyoruz.
Burak:
Anlayabiliyoruz, çünkü hepimiz akıllıyız.
Koray:
Evet, aramızda "mel" yok!
Sizin de dışarı
açılmak gibi bir hevesiniz var mı?
Koray: O,
her zaman var; dünya müziği dinleyen insanlarız sonuçta.
Selim:
Türkiye'de çıkan bütün albümler dünyada bir şekilde rafa
girebilir, bu önemli değil. Ama ses getirmeyecek bir şey
yapmanın anlamı yok. Bizim tek başımıza bunu başarmamız mümkün
değil. Tamam, müzisyen olarak biz hazırız, parçalarımızın da
yurtdışındaki insanlara ilginç geleceğini düşünüyouruz, ama,
nasıl Rıza Abi Türk müzik piyasası açısından parçalarımızı daha
dinlenir kılıyorsa, dış piyasa için de bize aynı şekilde yol
gösterecek profesyonel insanlara ihtiyacımız var.
Burak:
Artık dünya değişik müziklere daha açık.
Ama o etnik
müzik anlamında değil mi?
Burak:
Evet, tabii. Ama böyle bir arayış var sonuçta. O yüzden, bu
aralar yapılacak çıkışları daha sağlıklı görüyorum ben.
Selim: Bir
de, her ne kadar batılı müzik yapsak, hatta içine hiç Türk sazı
koymasak da, bence bizde Türk olmanın getirdiği bir his var.
İçimizde barınan bir his bu; tanımı yapılamaz, ama yurtdışındaki
insan dinlediğinde, o parçanın bir İngiliz ya da Amerikalı
gruptan çıkmadığını hemen anlayabilir.
Telaffuzdan
olmasın?!
Selim:
Hahaha, yok...
Burak:
Bunun minik testlerini de yaptık. Bundan önceki iki albümümüz
mastering için yurtdışına gitti. O stüdyolardaki insanlar
müziğimizin, Türkiye'den gelen ve hatta kendi ellerinde bulunan
diğer işlerden farklı, enteresan olduğunu söylemişlerdi.
Koray: Ama
bence burada hazırlayıp oraya götürmekle olmaz. Biraz oralarda
yaşamak, o ortamı görmek gerek.
Eklemek
istediğiniz bir şey var mı?
Serkan: Ben
patatesime ketçap eklemek istiyorum!
Burak Karataş
(davulcu)
27 Ocak
1971'de İstanbul'da doğdu. Daha önce Mr. No, Cherokee gibi
gruplarda çaldı. 1991'den beri profesyonel. Dokuz yıldır Mimar
Sinan Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü öğrencisi;
bu yıl nihayet son sınıfta! Burdur'dan, askerden yeni döndü.
Selim Öztürk
(gitarist)
5 Kasım
1966'da İstanbul'da doğdu. 1983'te müziğe başladı. 1986 - 87'de
Kolon'da çaldı. İstanbul Teknik Üniversitesi Tekstil
Mühendisliği Bölümü mezunu. Evli. Sibel Can, Bülent Ersoy,
Mirkelam, Çelik, Ebru Gündeş gibi pek çok isme ton-meister'lik
yaptı.
Mehmet Şenol
Şişli (bas gitarist)
10 Nisan
1971'de İstanbul'da doğdu. Kadıköy - Bostancı, Mr. No gibi
gruplarda çaldı. On yıldır profesyonel. O da Mimar Sinan
Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü'nden. Şu anda
Antalya'da 'şafak sayıyor'. 18 aylık.
Serkan Çeliköz
(klavyeci)
27 Temmuz
1975'te İstanbul'da doğdu. İlkokuldan sonra İstanbul
Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'na girdi. 1 yıl keman, 3 yıl
fagot, 6 yıl kontrbas ve "hepsinin toplamı kadar" piyano eğitimi
gördü. Atıldı! 16 yaşından beri barlarda çalıyor. 1994'te
Kargo'ya katılmadan önce o da bir Mr. No üyesiydi.
Koray Candemir
(vokalist, gitarist)
7 Ağustos
1975'te İstanbul'da doğdu. 1989'dan beri gitar çalıyor. Bir ara,
şimdi Vega grubundan tanıdığımız Tuğrul'la birlikte All Over adı
altında bilgisayar müziği yapıyordu. 1994'te Kargo'ya katıldı.
Çeşitli isimlerden şan dersleri aldı. Yıldız Üniversitesi
Endüstri Mühendisliği Bölümü öğrencisi.
|