En terbiyeli rock grubu

Türkçe rock yapan ve genç kızların taptığı gruplardan Kargo'nun üyeleri 
tam da anne babaların bayılacağı türden. İyi okumuşlar ve çok 
efendiler

Rock konserlerinin yaygınlaşmaya başladığı, uzun saçlı gençlerimizin şeytancı oldukları suçlamaları ile güzide halkımızdan dayak yedikleri 80'lerin sonları, 90'ların başlarını hatırlıyorum. Ağırlıklı olarak Kadıköy ve Taksim çevresinin çocuklarından oluşan İstanbul'un nezih rock çevresi piyasa müziği nedir, rock İngilizce mi olmalı, Türkçe mi gibi 'önemli' konulara kafa yormaktaydı. İşte kimileri vaktini bunlarla geçirirken, Kargo gibileri de etrafta görünmek yerine stüdyolarına kapanıp müzik yaptılar ve bugünün ünlüleri oldular.
Vokallerde Koray Candemir (1975), gitarda Selim Öztürk (1966), bas gitarda Mehmet Şenol Şişli - kısaca MŞŞ (1971), davulda Burak Karataş (1971), klavyede Serkan Çeliköz (1975)'ten oluşan Kargo tam anne-babaların bayılabileceği türden iyi okumuş ve pek terbiyeli çocuklardan oluşuyor.
Kargo'yu İstanbul'da çarşamba geceleri Cool Bar, cuma - cumartesi geceleri Barfly, Ankara'da ise her iki haftada bir Saklıkent'te izlemek mümkün.
Sahneden uzak durup grubu inceleyen ruhsuz izleyicilerle bile aralarındaki soğukluğu kırmada son derece başarılılar. Başta Koray Candemir olmak üzere hem grup üyelerinin, hem de ilk şaşkınlığını attıktan sonra izleyicinin de gaza geldiği Marilyn Monroe şovunu izlemenizi özellikle tavsiye ederim.

--Son zamanlarda ortaya çıkan Anadolu rock hakkında kent kökenli bir grup olarak görüşleriniz...

Koray: Göremiyoruz!
Selim: Nasıl bu olay pamuk tarlalarına dayanarak başlamışsa bizde de böyle bir hareket olmasını normal görüyorum. Öte yandan bu tarz müziği ticari anlamda yapanlar da var, içine sindirip yapanlar da var. Bence her iki müziği de çok iyi bilmeleri lazım.
MŞŞ: Samimi olması çok önemli.
Koray: Evet, samimiyet çok önemli. Çoğu işi sahte buluyoruz.

--Rock müziğe yeniden ivme kazandıran gruplardan birisiniz, kendinizi kabul ettirene dek bir sürünme devresi geçirdiniz mi?

MŞŞ: Rock müzik bizimle birlikte popülerlik kazandı. Belki de stüdyolar rock müzik yapanlara bizim popülaritemiz sayesinde kapılarını açtılar.
Selim: Bu anlamda öncülük yaptığımız söylenebilir.
MŞŞ: Sürünme devresi bizim için ikinci albümde oldu. 
Promosyon ve organizasyonda zorluklarla karşılaştık.
Serkan: Ne yazık ki Türkiye'de halen assolistlik zihniyeti hakim.
Selim: Guns'n Roses, Metallica gibi konserler sayesinde insanlar rocka alıştı. U2 gibi bir konser hayal edince olmuyor... Şova yönelik görsellik örneğin içimizde kalan bir şey.
MŞŞ: Hayal kurmak zorundayız. Bütün her şey hayalle başlar, bir gruba üye olmak da en başta bir hayaldi.

---Geçmiş röportajlarınızda cover yapmak istemiyoruz, kendi parçalarımızı çalmak istiyoruz gibi beyanatlar verip, bar çalışmalarına sıcak bakmadığınızı belirtmişsiniz. Nasıl fikir değiştirdiniz?

Koray: Hem şartların etkisi var, hem de İstanbul'da konser olmuyor. İstanbul dışında çaldığımızda her zaman konser havasında oluyor ama İstanbul'da durum farklı. Üstelik ortada görünmemiz lazım.
MŞŞ: Mali durumumuzu da düzeltmemiz lazım.
Serkan: Üstelik cover yapmak zevkli. Acayip keyif alıyoruz. Kendi parçalarımızın yanında REM, Oasis, Depeche, Mode, Blur, Cardigans, Radiohead, Teoman, Ünlü çalıyoruz.

---Hayranlar?

Selim: Bizi hem liseliler, hem üniversite öğrencileri izliyor. Sanırım bizimle beraber takip edenler de büyüdü.
Koray: En büyük destekçimiz kızlar.
Burak: Başka kimlerle varolabiliriz?
MŞŞ: Ama erkekleri de imza gününde görmek çok güzel.
Selim: Kızlar genellikle hayranlıktan dolayı geliyor ama erkekler de gelince müziğimizin sevildiğini anlıyoruz.

---Kız arkadaşlarınız bu duruma kızmıyor mu?

Koray: Buna kızan kızlar bizim kız arkadaşımız olabilir mi?

---Sizin tanınmaya başladığınız zamanlarda ortaya çıkan Türkçe rock müzik yapılamayacağı tartışmaları...

Selim: Kargo'da biz en başından beri Türkçe müzik yapmayı planladık. Bülent Ortaçgil, MFÖ gibi söylemi olan insanlar gibi... Öte yandan bence İngilizce müzik yapanların da üzerine çok gidilmemeli.
Serkan: Kendini İngilizce ifade etmeyi seçen gruplar da var.
MŞŞ: İsteyen istediği dilde müzik yapar. Bizim grubun seçimi Türkçe oldu.
Selim: İçimizdekini en iyi bu şekilde akıtabiliyoruz. Kendi dilinde de yurtdışında başarılı olunabilir.
Koray: Bu Kemal Sunal'ın sadece bize anlamlı gelmesi gibi bir şey. Şimdi İngilizce bir single projesi var. Sözleri için kara kara düşünüyoruz. MŞŞ'nin sözlerinin İngilizce'ye çevrilmesi çok zor. Basit bir aşk şarkısı gibi değil.

---Lirikler?

Koray: Son iki sene MŞŞ ile daha fazla vakit geçirerek liriklerle bağlantı kurdum. İlk albümlerde bu bağlantıyı kuramamıştım. Örneğin biz bir şey hakkında konuşurken iki hafta sonra onunla ilgili bir şey yazıyor.
MŞŞ: Neil Peart bir röportajında aşk konusunda yazacağım zaman klişelerden uzak durmam lazım diyor. Ben de böyle düşünüyorum.
Koray: Arabik Fahişe ile ilgili olarak kadınlara neden fahişe diyorsunuz gibi komik sorular geliyor!
Selim: Fahişe aslında burada dürüst olmamak durumuna deniyor.

---Okurken kitaplardan notlar alır mısın? Filmlerden de etkilenip lirikleri yazdığın oluyor mu?

MŞŞ: Evet filmlerden ve diyaloglardan etkileniyorum. Postacı'dan da etkilenebilirim, Van Damme filminden de. Bence hangi kanaldan yaklaştığınızla ve algılarınızı açık tutmakla ilgili bu.

---Kalamış Parkı listeleri zorladı. Daha önceki hit Arabik Fahişe daha 'catchy' bir parça olmasına rağmen bunu başaramadı...

Serkan: Bazı kanallar klibi, daha az yayınladılar.
MŞŞ: Arabik Fahişe'de net bir tavır söz konusu. İnsanlar o durumdan hoşlanmadılar.
Selim: Bugüne kadar hep güzel sözler söylememize alışmışlardı. Birdenbire başka şekilde ortaya çıktık.
Koray: Bizi bir sene televizyonda hiç görmediler. Sonra klipte çok soğuk bir hava hakim. Yaşamla, Türkiye ile ilgili sorular sormamız yadırgandı. Bizi sürekli takip edenler çok şaşırabilir. Nedense 10 sene boyunca hep aynı çizgide olmanı bekliyorlar.

---Magazin basınında da yer alıyorsunuz... Düzenli bir yaşamınız var mı? Konserler ve barlar yaşamınızı nasıl etkiliyor?

Selim: Hepimizin grupça düzenli yaşamasını gerektiren zamanlar oluyor.
Serkan: 16 yaşımdan beri barda çalışıyorum. Ailem bu duruma alıştı.
MŞŞ: Bu seçimle ilgili bir şey. Biraz da yaşlanmakla ilgili.
Koray: Olaylar bizi sürüklüyor.
Burak: Mutlu olmamla bağlantılı.
Serkan: Yaş ilerleyince yatacak vakti bulacağız!

---Aileniz bu işlere ilk girdiğinizde size nasıl yaklaştı?

Selim: Ben mühendislik okudum. Babam subay olduğu için günün birinde bu işlerden vazgeçer dediler. Ama gitar almak istediğimde de imkanlarını sonuna kadar kullandılar. Tasvip ettiklerinden değil, ben mutlu olayım diye.
MŞŞ: Ben çok maymun iştahlıydım. Ama ne din, ne politika ne müzikte bana karıştılar. Karıştıkları değerlerle ilgili şeylerdi. Bu bakımdan çok şanslıyız. Maddi açıdan ailemizin durumu kötü olsaydı belki onlara bakmak zorunda olabilirdik.
Koray: Benim ailem çok demokratikti. Bana çok güvendiler. Hep desteklediler. Babam okuyup mühendis olmamı isterdi ama.
Serkan: Annem beni konservatuvara yazdırdı. AKM'de beni kontrbas çalarken görmeyi çok isterdi. Kargo'nun ilk başta bu duruma geleceğine pek inanmıyorlardı.

---Yeni albüm?..

MŞŞ: Yeni albüm bir konsept albümü olmayacak. Daha kısa parçalar koymayı düşünüyoruz.
Serkan: Nakaratı olan parçalar kullanacağız. Basiti yapmak daha zor.
Selim: Hem popülariteyi sağlamak, ağır olmak bir yandan da güzel parçalar yapmak zor. Demek ki albümü geride bırakmamız gerek.
Koray: İnsanlara zor geliyor ama basitlik kendi içimizde var.