Gözü beyazperdede
Kargo grubunun yakışıklı solisti Koray, sinema oyucusu olmak
istiyor. İlk deneyimini bir reklam filminde yaşayan genç
şarkıcı, kamera karşısında gerçekten de çok rahat
HIZIR TÜZEL
FETHİYE- İnsan gençken hayata daha toz pembe bakar. Geleceğe
yönelik ayrıntılı planlar yapar. Bir tamirhanede çalışıyorsa,
kendi dükkânını açmak, kuaförde çıraksa, yörenin en sıkı kuaförü
olmak hayalidir. Daha şanslı olanlarınsa hayalleri de daha
yaratıcı olur. Arkadaş, mahallenin en iyi topçusuysa kısa sürede
transfer paralarıyla köşeyi dönmeyi ya da bir enstrüman
çalabiliyorsa müzisyen olmayı hayal eder. Hayalleri gerçekleşip
istediği mesleği yapanlar mutlu azınlıktır. Diğerleri ise sakin
bir liman bulana kadar hayatın rüzgârında savrulur durur.
Kargo'nun solisti Koray Candemir mutlu azınlıktan. Henüz 24
yaşında, genç kızların kalbinde taht kurmuş bile. Sadece, Koray
deyip de Kargo'nun hakkını yememek lazım. Ülkede hem rock müzik
yapıp, hem de popüler olmak zor. Yüzlerce genç rockçı
keşfedilmeyi beklerken, Kargo emin adımlarla ilerliyor. Koray'ın
özelliği, hem grubun solisti olması hem de kendine göre bir
gençlik ilahı haline gelmesi.
Genç kızlar sana hayran, neler
hissediyorsun?
Genç kızların ilgisi, mektuplar filan önceleri insanı şaşırtıyor
tabii. Ama bir süre sonra düzene giriyor. Artık bir konsere
çıktığımız zaman ön sıradaki tayfayı tanıyoruz. Öndeki 20 kız
hep aynı, onlara çete diyoruz zaten. Onlar tam fan. Bizim
hakkımızda her şeyi, hatta giydiğimiz çoraba kadar takip
ediyorlar durumu. 96'da ilk albüm çıktığında kliplerimiz de
yayımlanmaya başladı. Her gittiğim yerde tanınmaya başlamıştım.
Bana o çok garip gelmeye başlamıştı. Bir bocalama dönemi
geçirdim. Gittiğim yerlerde gösterilen ilgiye inanamıyordum. O
zaman çok şaşırdık, albüm satmaya başlayınca çok sevindik.
Yollarda görünce üzerinize
atlıyorlar mı?
Uzaktan izleyenler de var. Bu benim çok hoşuma gidiyor. Bağdat
Caddesi'nde oturuyorum. Caddeye çıkıp yürüdüğüm zaman bazen çok
rahatsız ediyorlar. İnsanlar sürekli sana bakıyor, rahat
olamıyorsun. Ama şımarıklık yapmayayım, hayatımdan memnunum.
Zaten ben rahat yaşayan biriyim öyle yanımda body - guardlar'la
filan dolaşmıyorum. Öyle olunca, insanlar da normal karşılıyor.
Üzerime atlayacağı yerde benim normalliğimi görünce 'merhaba'
deyip gülümseyip geçiyor. Çok güzel yani...
Koray, bir beste bulup, klip
yapıp, dünyasını değiştiren günümüz popçularına pek benzemiyor.
Ağzından çıkanı kulağı duyuyor. Öyle uç noklara filan gidip
gelmiyor. Doğru dürüst bir adam yani. Samimi, efendiden bir
arkadaş.
Koray böyle biraz ünlü olanlar
hemen havalara girer. Sende bir eksiklik mi var yoksa?
Bu işin içine gireli üç dört sene oldu. Bunun gerçekten
karakterle, aileden gelen terbiyeyle alakadar olduğunu çok iyi
biliyorum. Bunu, kaldıran ve kaldıramayan insanlar diye ikiye
ayırabilirsiniz. Piyasada ünlü olmayı kabul edemeyen yüzsüzler
ve yüzlüler olarak kabul edebiliriz. Pop müzik piyasasını birkaç
şey hariç tamamen çöplük olarak görüyorum. İlk albümümüz çıktığı
zaman birden, sadece televizyonda gördüğüm insanların yanında
buldum kendimi. İşte pop - starlar filan, muhabbet ediyorsun. O
atmosferin içinin boş olduğunu gördüm. Ve direkt uzaklaştım
zaten son gaz... Herkes 'Ben bu işin piriyim, her şeyi ben
biliyorum' diye düşünüyor. 'Benim albümüm bir milyon satıyorsa
ben dünyanın en iyi müziğini yapıyorum abi' diyorlar. Spice
Girls de 16 milyon sattı yani.
Bu ne biçim rockçı!
Koray'la Ölüdeniz'de Club Lykia World'de görüşüyoruz. Kendisi
grup elemanlarıyla kısa bir tatilde, havuz başında keyif
yapıyor. Sahnedeki o havalı Koray'a hiç benzemiyor.
Koray sen ne biçim rockçısın,
affedersin ama neredeyse mahallebi çocuğu gibisin.
Rock yapıyoruz diye şeklimizi değiştirmedik. Zaten rock müziği
şekil değiştirdi. 68'lerde isyan bayrakları çekilmiş. Toplumsal
bir müzik olarak çıkmış. Zamanla, 90'ların başlarında, artık
bireyselliğe dönmüş. Yurtdışında iyi rock gruplarına baktığımız
zaman, hepsinin sözlerinde kendi problemleri, iç dünyaları var,
bunları inceliyorlar. Böyle olunca rock müzik değişik müzik
tarzlarıyla birleşebiliyor.
Özal'ın çocukları
Koray 24 yaşında. Yıldız Teknik Üniversitesi Endüstri
Mühendisliği'nde okuyor, daha
6. yılında. Müzik araya girince biraz uzamış. Çocukluğu şişeler
ve camlar arasında geçmiş. Babasının Şişecam Fabrikası'nda uzun
dönem genel müdürlük yapması nedeniyle, camın o sihirli
dünyasının içinde büyümüş. Camın şekilden şekile girdiği anlarda
onun kulaklarında melodiler belirmeye başlamış.
İlkokulda mandolin filan çalar
mıydın?
Evet, herkesin öyle bir müzik geçmişi vardır. Ben çok müzik
dinliyordum ve özeniyordum. Heavy Metal dinlerdik. Turgut Özal
çocuklarıydık, her şey Türkiye'de vardı. Doğuş Lisesi'ndeyken
Milliyet'in Müzik Yarışması'na katılmıştık. O zamanlar gitar
desleri alıyordum ve okul orkestrasında gitaristtim.
Üniversiteye girdiğimde barlarda çalmak için kendi rock
grubumuzu kurduk.
Bu rock grupları nasıl
kuruluyor, mahalle takımı kurar gibi mi?
Benziyor, mesela aynı mahallede büyümüşsünüz. İşte ben gitar
çalıyorum, bir başkası bas gitar çalıyor, şuydu buydu derken
ders almaya başlıyorlar. Olayı öğreniyorlar. Senelerce beraber
çala çala sonunda grup oluşuyor. Benden büyük bir arkadaşım iyi
gitar çalardı, ben de söylerdim. Sonra şan dersi aldım. Sesimi
bir şekilde kontrol etmek istiyordum.
Oyunculuk meselesi
Koray ve Kargo grubu elemanlarının yolu bir kavşakta kesişmiş.
Albümler yapıp, klipler çekiyor, konserler ve turnelerle
seyircileriyle buluşuyorlar. Ama Koray'ın aklı 'Doktoğ Öno
Paği'de kalmış. Bir reklam filmi olmasına rağmen, kamera
karşısında olmak, rol yapmak hoşuna gitmiş Koray'ın.
Artist gibi çocuksun, film
teklifleri alıyor musun?
Sinema filminde çok oynamak istiyorum. Oyunculuğu çok seviyorum.
İlk filmim Dr. Reno Paris oldu. Kevin Spacey, Mel Gibson, Robert
de Niro'nun bütün filmlerini severim. Film teklifleri alıyorum.
Şu anda projeler var. Yapsam mı yapmasam mı diye düşünüyorum.
Zamanı mı, değil mi? Çünkü, 'Ben bilmiyorum, amatörüm' diyorum.
Bazıları 'Amatör olman daha iyi' diyor. 'Daha doğal olacaksın,
daha kendin olacaksın' diyor. Çok korkuyorum, çünkü o sektörde
yanlış bir iş yapmam her şeye yansır. Çok iyi seçimler yapmak
lazım. Sinema çok sevdiğim bir şey, meslek haline de
getirebilirim.
Müzikten para kazanamıyorsunuz
galiba.
İnsan rock grubu kurup, albümler çıkartarak bu ülkede ne yalan
söyleyeyim zengin olamaz. Çünkü mesela, biz beş kişiyiz. Tüm
kazandığımızı beşe bölüyoruz. Hiçbirimizin öyle villaları filan
yok. Bir de, biz birdenbire çıkıp inişi yaşadık. O inişteki
maddi krizleri çok iyi biliyorum. Bir yaz parasız yaşadık. Zor
dönemleri yaşadığımız için, bulunduğumuz ortamın değerini ve
kazandığımız paranın değerini de biliyoruz ama çok fazla para
kazanamıyoruz.
Zor dönemler nasıl geçti?
İkinci albümden sonra bayağı zor günler yaşadık. Şirketle
anlaşmazlığımız oldu, klip çekemedik. Sonra bir turne yaptık,
inanılmaz bir fiyasko oldu. Organizasyon feciydi. 20 konserlik
bir turneydi, beş konser verebildik. Tanıtım yapılamadı, dönüşte
otobüs bile kaza yaptı. Biz de sonunda isyan ettik. 5-6 ay
boyunca memur gibi sabah dokuz akşam dokuz prova yapıp çalıştık.
Bunun için son albümümüz sözleriyle müziğiyle biraz karanlık,
içedönük oldu yani. Ama benim en sevdiğim albüm bu...
|