 |
Müzikten sinemaya
Koray, film
için İtalyanca öğrendi.
Kargo'nun
yakışıklı Koray Candemir'ine İtalyanlar da bayıldı
Yekten olacak ama
Sezar'ın hakkı Sezar'a. Daha da doğrusu Koray'ın hakkı Koray'a.
Koray Candemir yakışıklı bir genç adam. Nereden mi çıkardık? Hamam,
Harem Suare gibi filmlerle rüştünü ispatlayan Ferzan Özpetek'in son
filmi Cahil Periler'de bu çok aşikar. Koray Candemir'i onca
yakışıklı İtalyanla bir araya koymuşlar ve görünen o ki onlardan bir
gram aşağı kalır tarafı yok. (Bakınız kapak resmi.) Kara kaşlı, kara
gözlü Koray Candemir'i İtalyanlardan ayırmak -bilmesek- çok zor.
Siz şimdi bu
Koray o Koray mı oldunuz, evet bu Koray o Koray. Kargo'nun genç
kızları yerlere serip, ayılıp bayıltan solisti Koray Candemir.
Candemir bu hafta İtalya'da izlenme rekorları kıran Cahil Periler'de
müzik değil de oyunculuk yeteneğini döktürecek. "Bir gün Ferzan
Özpetek beni aradı, projeden bahsetti, gittim görüştüm, oynadım"
diyerek anlatıyor. Biz de yahu o kadar kolay olur mu diyoruz. Evet
kolay olmamış tabii. Daha önce de bir - iki film teklifi aldığını
ama o projelerin olmadığını anlatıyor. Ama kolay olmayan esas kısım
başka. Çünkü filmde Serra Yılmaz'ın gezgin kardeşi Emir'i oynayan
Candemir'i doğal olarak en çok İtalyanca konuşmak zorlamış. Gerçi
bir Türk'ü oynuyor ama bütün film boyunca şakır şakır İtalyanca
konuşuyor. Üstelik filmi kabul ettiğinde tek kelime İtalyancası da
yokmuş. Neyse ki Serra Yılmaz ve İtalyan Konsolosluğu'ndan iyi
yardımcıları olmuş. Gene de hem ilk filmi hem de yabancı bir dilde
oynadığı için bayağı zorlandığını söylüyor. Sette elinde kağıtlarla
sürekli ezberler yaparak dolaşan tek kişi olduğunu anlatıyor. Daha
acıklısı ise arkadan geliyor: "Tam ben ezberliyorum, sette
geliyorum, bir de bakıyorum diyaloglar değişmiş!" Hadi bakalım
baştan. Üstelik filmde başrol oyuncusu Margherita Buy'a da hafif
askıntı olma durumları söz konusu. Koray gülerek anlatıyor bunları
arkasından da ekliyor: "Hafif platonik bir şey." O kadar iyi
oyuncular arasında hafif "çaylak" kaldığını da itiraf edecek kadar
alçakgönüllü. "Zaten" diyor "Ben filmde oynamaktan çok İtalyanca
konuşmak zorunda kaldığım için çok da nasıl oynadığımı bilmiyorum".
Ama zorlukların yanında avantajları olduğunu atlamıyor. "Bir kere
set çok eğlenceliydi, herkes çok sıcak davrandı ve her şey çok
sistemliydi." Yönetmeniyle de çok iyi anlaşmışlar. Kafasının
karıştığı zamanlar yalnızca akşam yemekleri olmuş. Bağıra çağıra
İtalyanca konuşmalar, kahkahalar ve onun arasından birileriyle yarı
İngilizce yarı İtalyaca anlaşmak biraz zor olmuş elbet. Filmi henüz
görmemiş ama keyfi yerinde. Hele hele ödülleri, izlenme rekorlarını
filan duydukça. Ama tabii ki oyunculuğun zor bir iş olduğunu
söylemeden geçmiyor. Zaten manken kızlar gibi "ben ille de
oyuncuyum" diye tutturduğu yok. "Ben önce müzisyenim" diyor.
Müzisyenlik ile oyunculuk arasında bir bağ da kurmuş durumda.
"Çünkü" diye başlıyor "sahnede çalarken de oynarsınız. Aslında
bunların ikisi de performing arts".
1975 yılında
İstanbul'da doğan Koray Candemir'in babası Şişe Cam'da müdür olduğu
için bütün çocukluğu camın arasında geçmiş. "O camların yapılışını
izlemek öyle güzeldir ki" diyor. Kendini tam bir "Kadıköylü" olarak
görüyor. Annesi evhanımı ve bir de ağabeyi var. Bunları anlattırken
hemen "amca" olduğunu ekliyor. Ağabey önemli çünkü müziğe başlaması
onun yüzünden. Evdeki haylaz ağabey dersleri iyi "küçük oğlan"ı
gitarla tanıştıran kişi. Zaten o günden sonra iflah olmamış ya.
Metal müzik sevgisi, lisede gruplar kurup çalmak derken müzikle
ilgilenen her Türk genci gibi Milliyet'in yarışmasına da girmişler.
Bu arada unutmayalım, Koray'ın yeteneği anne - babadan geliyor.
"İkisi de çok güzel Türk Sanat Müziği söylerler" diyor.
Yarışmalardan sonra tabiri caizse "barlara düşmüş". Sonra da 1994
yılından beri Kargo'nun solisti. Bu arada Koray tam yedi yıldır
Yıldız Üniversitesi Endüstri Mühendisliği'nde okuyor. "İnşallah
bitecek" diye bir niyeti var ama... Endüstri Mühendisliği'ni seçme
nedeni fen derslerinde bayağı iyi olması. Zaten müziği de
matematiksel bir şey olarak tanımlıyor. Ama müzik işleri işin içine
girince biraz durum karışmış. Zaten o günden sonra da ağabey
başarılı çocuk, Koray haylaz çocuk oluvermiş. Ailesinin desteğini
her daim aldığını söylüyor. Konservatuvarı bir aralar düşünmüş de,
şöyle; "Biz rock müziği yapıyoruz hangi bölüme girecektim ki orada.
Öyle düşündüm".
Sinemaya
gelince. En azından şimdiye kadar iyi bir izleyici olmuş hep. "Evde
DVD'lerden VHS'lerden çok film seyrediyorum. Mesela John Cusack.
Bütün filmlerini bulup seri halinde seyrederim. Ama bazı filmler
beni hiç sarmıyor. Şu hani kahramanı filmin sonunda elinde Amerikan
bayrağı çıkaran filmler. Mesela Pearl Harbour'da deliriyordum".
Şimdi ise daha heyecanlı. Sinema için "duygusuyla, ortamıyla
bambaşka bir şey" diyor.
Sinemayı sevse
de şimdi asli işine harıl harıl hazırlanıyor. Çünkü Ekim sonu gibi
Koray'ın solo albümü piyasada olacak. "Aaa Kargo dağıldı mı?" diye
soranlara Koray şöyle cevap veriyor; "Bir süre için ayrıldık. Ama bu
süre ne kadar ben de bilmiyorum". Bizim bildiğimiz şey ise Koray'ın
artık Türk kızlardan başka İtalyan genç kızlarını da yerle bir
edeceği.
|