Yeni bir 'serüven' başlıyor
Kargo'nun bir insanın yalnızlığının serüvenini anlattığı üçüncü albümü 'Yalnızlık Mevsimi' önümüzdeki hafta Plaza Müzik'ten çıkıyor. Geniş bir hayran kitlesinin büyük bir merakla beklediği albüm dinlerken 'dü?ündürecek'
 
 

PINAR ÇELİKEL

 'Arabik Fahişe'yi geçen hafta bir tesadüf sonucu, radyolardan birinde duydum. Şarkı bittikten sonra "hiç anlamadığım bir Türkçe"yle konuşan dj, "Kargo'nun yeni albümünden 'Arabik Fahişe'yi umarım beğenmişsinizdir" deyince, keşke daha dikkatli dinleseydim diye hayıflandım. Ama boşuna üzülmüşüm. O günden sonra ne zaman radyoyu açsam 'Arabik Fahişe'yi duyuyorum.

 Rock'la arası iyi olmayan gençlerin bile sevdiği Kargo grubuyla yeni albümleri üzerine söyleşmek için Plaza Müzik'in kapısından içeri girince de kulağıma çarpan melodi 'Arabik Fahişe' oldu. Ama ben asıl, Kargo üne kavuştuktan sonra geçen zamanda değişen şeyleri sormak istiyordum ki fırsat kalmadan Mehmet söze girdi: "Biz aslında bu kadar büyük bir hayran kitlesi beklemiyorduk. Hele yaş ortalaması bu kadar küçük bir kitle hiç beklemiyorduk. Şaşırıp kaldık."

Tabii özellikle kızların ilgisinde Koray'ın rolünün büyük rolü olduğunu kimse inkar edemiyor. Koray ise "ilgiyi yeniden grubun üzerine çekmek için birara estetik operasyonla yüzümü değiştirmeyi bile düşündüm" diyor. Şaka bir yana, yeni albüm 'Yalnızlık Mevsimi'nin temel hedefi de yeni kazanacakları hayranlarının yaş kitlelerini yükseltmek... "Biz isterdik ki, Kargo çıktığında üniversiteliler, yıllardır Bulutsuzluk Özlemi dinliyorduk, şimdi farklı birşeyler dinleyebileceğiz demiş olsunlar" diyorlar. İşte yeni albümle bunu sağlamaya çalışıacaklar.
 

Roman gibi albüm
 
 

Önümüzdeki hafta içinde piyasada olması planlanan 'Yalnızlık Mevsimi', Kargo'nun ilk iki albümü gibi ilginç bir 'konsept albüm.' Sözleri bir roman gibi, üç bölümden oluşuyor: Uyanış, şüphe ve Kimlik. Tüm şarkılarda yalnız kalan bir insanın serüveni anlatılıyor.

"Sözleri Mehmet yazdığına göre bu konu hakkında konuşmak ona düşer" diyorlar oy birliğiyle ve Mehmet sözlerin hikâyesini anlatmaya başlıyor:

 "Benim duygularımı başkası yazsaydı, bambaşka bir dil kullanırdı herhalde. Ama ben yalnızlık temasını 'Uyanış', 'Şüphe' ve 'Kimlik' kavramlarıyla düşünmüştüm ve yaşamışım ki albümün konseptine karar verip sözleri yazmaya koyulduğum zaman, bölümlere bu isimleri verdim. Aslını isterseniz sözleri yedi bölümde toplamıştım. Ama baktım ki albüm 'Binbir Gece Masalları'na dönecek, bu bölümleri üçe indirdim. Sonuçta öyküsel bir bir anlatım çıktı ortaya."

 Gelelim öyküye: Aslında en basit biçimde bir insanın yalnızlığı anlatılıyor tüm şarkılarda. Yalnızlığı yaşayan bir kahramanı var öykünün. Kahramanımız yalnızlığı yaşamaya 'Azizlerin Yaln?zlığı' isimli enstrümantal şarkıyla başlıyor. Sonra 'Uyanış' bölümüne geçiliyor. Uyanış bölümündeki şarkılarda kahramanımız hayatın kaosu içinde insanların yalnız olduğunu görüyor, o anda "kendini bir uçurumdan aşağıya düşer" gibi hissediyor. Uçurumun dibinde de yaşayan insanlar oldu?unu, hatta bu insanların da diğerleri kadar (hatta belki de daha fazla) mutlu olduğunu fark edince 'şüphe'yle tanışıyor kahramanımız. Şüphesi bu insanların yalnız olduklarını söylemelerine karşı görüntüde yaşadıkları mutluluğa karşı. Bu bölümdeki şarkılar 'Siz böyle bir ortamda yalnızlık hisseder miydiniz?' sorusunu soruyor. Herkes için ayrı bir 'kimlik'in olduğu sonucuna vardığında ise albümün açılışını yapan enstrümantal şarkıyla öykü sonuça bağlanıyor. Yani serüven tamamlanmış oluyor.
 

Fotoğrafları yok!
 
 

Bana bu öyküyü anlattıklarında, aklıma şu soru düşüyor: "Acaba anlam yoğunluğu müziklerin önüne geçmiş olabilir mi?" Onlar öyküyü insanların tam olarak anlayıp anlamamasının çok da önemli olmadığını belirtiyor. Daha önce yaptıkları iki albümde müziklerin ön planda olduğunu hatırlatıyor Mehmet. Hemen ardından da bunun en büyük rahatsızlıkları olduğunu anlatıyor: "Bu albümde sözleri önce yazmamızın nedeni sözleri müziğin seviyesine çekmek istememizdi. O yüzden müziğin sözlerin ambiyansını yansıtıp yansıtmadığına dikkat ettik. Sözlerdeki duyguyu müziklerde yakalayabilmek için bazen bir sözle iki beste yapıldı. Düzenlemelerde değişikliğe gittik. Dikkatli dinlenirse düzenlemelerin klasik Kargo düzenlemeleri olmadığı anlaşılır. Parçaları birbirinin arkasına koyarken tınılarının uygun olmasına baktık. Sözlerdeki iniş çıkışları, şarkıların birbirini izleyiş sırasında da korumaya çalıştık."

Arabik Fahişe'ye çekilen klip siz bu röportajı okuduğunuz sırada muhtemelen müzik televizyonlarında yayınlanmaya başlanmış olacak. Ama böylesine bir albümün konseptini belki de en az yansıtanparçaya klip çekmelerini nedenini merak ediyorum. Halbuki bütün konuşmamız boyunca tıpkı albüm gibi, üç bölümden oluşan ve her bir bölümün anlamını yanısıtacak klipler geçmiçti aklımdan. Hatta hayal gücümü biraz daha çalıştırıp bu üç klibin birbirinin devamı olabileceğini, sonunda da ortaya kısa metrajlı bir film çıkacağını bile düşündüm. Kargo'yla aynı yönde hayal kuruyor olmamız beni mutlu etti etmesine, ama bu ortak hayalimizi neden gerçekleştiremediklerini onlardan dinleyince yapacakları bir şey olmadığını anladım.

 "Biz önce 'şüphe' daha sonra da 'Kimlik' bölümüne klip çekecektik. Bu klipler biraraya geldiği zaman senin de dediğin gibi kısa metrajlı bir film ortaya çıkacaktı. Hele böylesine bir konsept albümün bunun için çok uygun oldu?unu düşünmüştük. Ama..."

Aması ne? "Mali sorunlar ve çalıştığımız şirketle aynı şekilde düşünmememiz bunu engelledi. Böyle şeyler yapmak için sadece sizin değil, plak ?irketinizin de bu yönde düşünmesi lazım. Albüm kapağına fotoğrafımızı koymamayı kabul etmek bile şirketimiz için büyük bir gelişme." 

Klip fikrini şimdilik rafa kaldırsalar da, şimdilerde verecekleri konserler için de ilginç fikirlerini tartışıyorlar. Konserlerde yeni albümü bütün olarak çalacaklar. Bir de konserlerine gelenlerin Koray'ı seyretmek için değilde tamamen Kargo dinlemeye geldiğinden emin olsalar...