 |
|
Yıllar Sonra ‘Ateş
ve Su’ ile Kargo |
| |
|
2000
yılında, grubun çok verimli olduğu bir dönemde dağıldığını
duyduk. Oysa onlar sadece durmuşlar. ‘Yıllar Sonra’ sahneyi ve
beraber yaptıkları müziği özlemiş ve tekrar Kargo çatısı altında
istedikleri müziği yapmak için toplanmışlar. |
|
22 Temmuz 2004 |
| |
Grup üyelerinin tam
her şey doruk noktasındayken ayrılıp çalışmalarına tek başlarına
devam ettikleri görülüyor. Siz belki doruk noktasında
değildiniz, ama konumunuz çok iyiydi. Bu gelişme nasıl oldu?
Selim: 2000 senesinde grubu dağıtmak
amaçlı yapmadık bunu da sadece o zamana kadar 4 tane albüm
yapmıştık. Her sene hemen hemen aynı şeyleri yapıyorduk: aynı
yerlerde konser vermek, rutin bir havaya girmişti. Her sene
albüm çıkarmak zorunda hissediyorduk kendimizi. Grupta 5 tane
insan var ve hepsi kendi başına bir şeyler yapmak istiyor. Bu da
son derece normal, çünkü bir grubun içinde yüzde 100
istediğinizi yapamazsınız. Bunun da insanlarda bir sıkıntısı
vardı, bari duralım dedik. Durduğumuz zaman grup için gerçekten
çok güzel bir dönemdi, zor bir karardı. Ben de bilmiyorum o
zaman dağıldık mı dağılmadık mı, sadece durdurduk. Geçen sene
işte oturup özlediğimize karar verdik. Bir şekilde sahneden
uzaklaşıyorsun, müzikten hiçbir zaman uzaklaşmadık, ama sahneden
uzaklaşmak zor bir şey.
Dört yıl içinde ne tarz değişimler yaşandı? Kimliğiniz ve
tarzınız nasıl gelişimler ve değişimler yaşadı?
Serkan:Kendi adıma konuşursam değişik projelere
prodüktörlük, aranjörlük, müzisyen olarak katıldım. Onun
kesinlikle bu albüme yansıyan, benim açımdan, bir tarafı vardır.
Daha önce içinde bulunmadığım türlerde de çalışmalar yaptım. Bir
renk değişikliği olmuştur. Albüm düzenleme açısından baya bir
farklı. Geçtiğimiz albümlere baktığımız zaman bu farklı. Dünya
müziğini takip ettiğimiz zaman onların bize kattığı şeyleri bu
albüme yansıttık. Albümün renkliliği açısından daha önce böyle
renkli bir albüm yapmamıştık.
Koray: Ben daha çok bestecilik ve söz yazarlığı üzerine
çalıştım. Çok ürettim. Solo albüm yaptım, reklam oyunculuğu,
sunuculuk... Özellikle söz yazmak üzerine uğraşmak zorunda
kaldım. Çünkü daha önceden çok fazla vakit ayıramıyordum. Çünkü
o işi yapan vardı. Solo albümde zaten pratiğimi de arttırdım.
Selim:Ben de Serkan gibi, daha çok prodüktörlük,
aranjörlük yaptım. Hep müziğin içinde olduk sonuçta.
Serkan: Dört sene o kadar çabuk geçmiş ki anlayamadık
bile.
Bu dört yıllık ara son albümünüz “Ateş ve Su”yu nasıl
etkilemiş olabilir?
Selim: Dört sene değil biz bir sene bile ara verdiğimizde
Kargo etkileniyor. Biz tekrar etmeyi istemediğimi için sürekli
değişik şeyler istiyoruz. Kendimiz yaptığımız şeyden sıkılıp
başka şeyler yapalım istiyoruz. Hep bunlar üzerine kafa
yoruyoruz. Araya dört sene girince sanki öbür albümler birbirine
yakın da bu albüm çok farklıymış gibi algılanıyor.
Serkan: Kargo’nun tarihi boyunca bu böyle olmuştur. Her
albüm öncekinden farklı oldu.
Koray: Bu dört sene içinde en önemli şey bence, dışarıdan
bakabilme yetisini kazandık. Çünkü ara verdiğimizde toplanıp
toplanmayacağımızı bilmiyorduk. Ucu açık bir araydı. O dönemde
de boşlukta kalmak Kargo’yu dışarıdan yorumlamamıza yaradı. O da
tabi artılar getirdi.
Cevap verdiniz aslında ama, bu son albümü önceki albümlerle
kıyaslarsanız nasıl bir sonuç çıkar ortaya?
Koray:Olgunluk ve profesyonellik farkı o açıdan göze çarpar.
Müzikal olarak da zaten kimyamız da birazcık değişti. Demin
söylediğimiz her şey: dışarıdan bakabilmek, olgunlaşmak,
profesyonel davranabilmek... Bunların hepsi işin kalemleri.
MŞŞ’nin yerine Koray’ın söz yazarlığına rastlıyoruz. Nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Selim:Şarkıların sözü çok önemli, bir şey anlatıyor olması o
şarkının anlamını biraz daha güçlendiriyor. Ben zaten her
albümde bir tane şarkıya söz yazıyorum. Ama o işe kafa
patlatmıyorum. Bir şeyler anlatabiliyorsa kimin yazdığı hiç
önemli değil. Güzel oldu bence.
Serkan: Ben biraz daha farklı bakıyorum. Benim için önce
müzik sonra söz gelmiştir oldum olası. Daha çok o tarafı ile
ilgileniyorum işin. Ama bence anlatılan şeyi en kısa yolla
anlatan sözler beni her zaman çekmiştir. Güzel, pahalı
kelimelerle... Anlayamadığım bir çok Türkçe parça vardır. Biraz
kalbi cız ettirecek kısa sözlerle.
Selim: Zaten şarkıda amaç şarkının bütün olarak ifade
ettiğini başka insanlarla paylaşmak. Zaten başka insanlarla
paylaşmak istemediğin bir eseri yayınlamanın da anlamı yok.
Serkan:Kargo tarihi boyunca ilk defa, bir parçanın sözü
beni çok koparttı. ‘Sen Uyurken’in sözleri; çok saf, çok
anlaşılır, çok net, çok güzel, kim yazdıysa (gülüyor)
Koray:Benim içinde 5-6 sene önce Serkan gibiydi. Müzik ön
planda. İnce ayarımla oynadım kendi içimde, bir açlık vardı
içimde sadece müzikle değil, sözlerle de ifade etmek istiyordum.
Onun için oldukça çaba harcadım. Okudum, yazdım, gözlemledim.
Hala da yapıyorum. Onu yapabilecek potansiyeli yakaladım kendi
içimde. Bir şeye konsantre olduğun zaman o zaten ortaya çıkıyor.
Peşi sıra hemen sorayım. Neler okudun bu dönemde?
Koray:Şairler de okudum, edebiyatla ilgili bir sürü şey
okudum elime ne geçerse. Bir süre sonra beslenmekten çok üretime
döndüğün zaman çok fazla da alıntı taraftarı da değilim. Öylesi
de güzel iyi yapıldığında. Şairlerin yazdığı tamlamalardan bir
çok şey çıkarabilirsin. Her şeyden beslenebilirsin esasında
kitaptan değil bir tartışma programı izlerken orada dönen
muhabbetten etkilenebilirsin. Kafede otururken yan masadakilerin
diyaloglarını duymadan tavırlarından bir şey yakalanabilir. Ama
şairleri okumak tabi ki büyük bir katkı. Özdemir Asaf, Cemal
Süreya’yı okumak değiştiriyor insanı. Çok büyük adamlar.
MŞŞ’nin tekrar gruba girmesi gibi bir plan var mı, yoksa yeni
bir bascı gruba dahil etmeyi düşünüyor musunuz?
Koray:Mehmet’in bu gruba çok fazla emeği var. Mehmet geri
gelmedikten sonra kesinlikle yerine birini almayız. Beştik şimdi
dördüz. Müzisyen arkadaşımız var. Canlı performanslarda çalıyor
sadece. Bu albümde de katkısı oldu armonik olarak. Artık 4
kişiyiz.
Dört yıl içinde hayranlarınız yoğunluğunda değişme nasıl
oldu? Neredesiniz şimdi onların gözünde? Gelen tepkiler neler?
Selim:Bizim hayranlar enteresan. Çok seviyorlar bizi ama
kızdıklarında da en fazla eleştiren onlar oluyor. Bizim hoşumuza
gidiyor. Bizimle ne kadar iletişime geçtiklerini gösteriyor bu.
Koray:Bazen okşuyorlar, bazen ‘sert’ girişiyorlar.
Selim:Sert dediklerini de kimse kimseye söylemez.
İletişim sonuçta aramızda. Bizim her albümümüzü çıkardığımızda,
değişimden dolayı, ‘ya bu farklı olmuş’ gibi eleştriler geliyor.
Sonra alışıyorlar. Ben eminim ki bir sonraki albüm çıktğında
hayranlar, bir önceki gibi olmadı diyecekler. Hayran profilinde
de bence bir değişiklik yok.
Koray: Ancak dinleyici profilimizde bir değişiklik oluyor
sürekli. Ama kemik fan kitlesi, farklı. Benim onların anlamasını
istediğim bir tek şey var. Bütün kariyerimizi boyunca yaptığımız
albümler arasında, beşinci albüme kadar, birbirine benzeyen
albüm yok. Artık bunu beklememeyi öğrenmeleri lazım.
Peki dizi ya da film müziği gibi projeler almayı düşünüyor
musunuz?
Serkan:Valla altından kalkabilecek bir grubuz. Ama hiç de
bunun için bir çaba sarfetmedik.
Koray:Mesela onun için tema müzikleri var elimde. Her
şekilde olabilir, yapılabilir.
Çıkarttığın solo albüm için gurur duyuyor musun, yoksa
sırtında ağır bir yük olarak mı taşıyorsun?
Koray:Kesinlikle sırtımda ağır bir yük olarak taşımıyorum,
ben gayet memnunum. Selim’le beraber yaptık hatta. Ben hala
güzel feed-back’ler alıyorum o albümle ilgili. Benim için ticari
başarısı hiç önemli değil. Kendimi ifade etme ve bu işe bir
yerden başlama gibi bir şeydi. Bir daha bir solo albüm çıkaracak
olursam, yine aynı şekilde hareket edeceğimi söyleyebilirim.
Senin solo albümünde alaturka bazlı temalar vardı. Kargo’da
öyle bir şeye rastlanılmıyor. Kargo için tercih sebebi mi bu?
Selim: Onun için Koray’ın solo albümü o.
Koray:Sonuçta yaptım ben onları evde, sonra akustik
hallerini çok bozmadan Selim’le kaydettik. Ben o açıdan çok
memnunum albümden.
İşte şimdi alternatif zamanı...
Yerli gruplardan takip ettikleriniz var mı?
Serkan: Biraz genel olacak ama samimi, kaliteli her işi
dinliyorum. Britney’nin de yaptığı bir iş beni kopartabiliyor,
R&B, hip-hop işler de. Çok fazla tarz seçilemiyor. Kalitesi
olduğu sürece de dinliyorum. Türkler’den soruyorsan.
Koray:Türkler’den Mor ve Ötesi var zaten. Mesela Direc-t
var. Albüm çıkmadan önce dinlemiştim mesela ben, o çocuğun
(Bilge) performansı çok etkilemişti beni. Güzel alternatif işler
var piyasada.
Selim:Ben genel olarak, grupların bir şeylerden güç alıp
yeni yeni albüm yapmalarından memnunum. Bu sene Mor ve Ötesi çok
güzel bir albüm yaptı. Bundan önceki sene Duman yaptı. Ondan
önceki sene Athena yaptı. Şebnem Ferah, Teoman, biz... Fazla
kimse yok o yüzden arada bir onun şarkısı çıkar, öbürünün
şarkısı çıkar. Ortam güzel. Ama az.
Koray:Ama şu duruma çok üzülüyorum. 2001 yılında bir kriz
yaşadı. O sırada albüm yapacak alternatif gruplar vardı. Punk
grupları vardı, pop-rock yapan gruplar vardı. Albüm kayıtları
devam ederken yarıda kesilenler oldu. Böyle 6-7 albüm projesi
çöpe gitti. Biraz gecikmeli oldu ama, yavaş yavaş geliyorlar.
Serkan: Krizden pop yavaş yavaş etkilenir ve sona
eriyormuş gibi oldu. Çok satan isimler satamamaya başladı. Ben
‘işte şimdi alternatifin zamanı geliyor’ dedim. Ama hala bu
durum yaşanmadı.
Peki genel olarak Türkiye’deki müzik piyasası için düşünceniz
ne?
Selim:Çok fazla bir şey söylemeye gerek yok bence. Müzik
piyasasımızdaki durum, Dünya’daki müzik piyasasındaki durumla
aynı. Oradaki rock müzik diliminin fazla gelmesinin sebebi
İngilizce olması. Ama Dünya’daki rock müzik dinleyicisi oranı da
Türkiye’deki kadar az.
Serkan: Artık rock müzik sadece Amerika da değil.
Fransa’dan, Japonya’dan değişik gruplar çıkıp dünya’ya
yayılabiliyor.
Selim: Biz burada arabesk, fantazi müzikten ne kadar
hoşnut değilsek; Amerika’daki bir rock dinleyen, seven de black
music’ten hoşnut değildir. Bunu çok eleştirmek yerine...
Serkan:Orada şöyle bir ince çizgi var bence: kalite.
Özeniyorlar.
Buradaki ‘özenmemezlik’ neden kaynaklanıyor?
Serkan:Çünkü adam ne yaparsa yapsın aynı satışı yapıyor.
Selim:Türkiye’de ihtiyaç görmek daha önemli.
Serkan:Ama buna tek dur diyecek dinleyen kesim. Benim bir
özendiğim nokta da sahnedir. Olayı sadece müzik değil, görsel
anlamda da bir noktaya taşıyabilecek standartta insanlar var.
Selim:Farklı şeyler yapılmaya korkuluyor. Ekonomik durum
o kadar rahat değil ki Türkiye’de. Herkes hayat mücadelesinde.
Kimse işin lüks ve krema kısmını düşünecek durumda değil.
Yabancı gruplardan ya da müzisyenlerden kimleri
dinliyorsunuz?
Serkan:Belli bir tarz yok, güzel çıkan işleri dinliyorum.
Shed 7, Moby, Fat Boy Slim... böyle gider.
Selim:Cold Play çok vererim. O tarz müziği zaten her
zaman sevmişimdim. Biri gider biri gelir, bazıları kalır. İşte
onlardan. Bir de klasiklerim var U2, Depeche Mode tarzı.
Yenilerden de artık bir gruba bağlanma durumu da bitti. Bir
grubu beklemek hissi artık kalmadı.
Koray:Ben de Amerikanları sayayım: Pearl Jam, Alice in
Chains. Bir de piyano çalan ablalarımız var, onları unutmamak
lazım. Tori Amos, Fiona Apple, hatta Norah Jones
|
|
|
|