Kargo ile sohbet.
Y.M : Kargo
ismi nereden geldi?
SELİM : Ozan
Çolakoğlu önermişti bu ismi bize. Çünkü biz her gittiğimiz
konsere cihazları kendimiz taşırız. Bundan dolayıydı. Öyle de
kaldı.
Y.M : Kargo
adıyla ilk olarak "Yıllar Sonra"yla çıkış yapılmıştı. Fakat
kadro değiştikten sonraki ilk çıkış parçası "Yüzleşme"oldu. Bu
parça hem çok sert ve hem de daha hızlıydı. Ama inanılmaz iyi
bir çıkış sağladı sizin için. Bunu neye bağlıyorsunuz?
SELİM : Yeni
ekibin dinamizmine bağlıyorum en başta. Çünkü yeni bir ekip
olarak biz tamamen farklı bir şeyler yapmaya başladık. Bence bu
yüzden, ben buna bağlıyorum.
SERKAN :
Türkiye'de hazırmış bence ihtiyaç varmış demek ki.
KORAY : Bence o
çok içten ve doğal bir işti.
Y.M : Peki
grubun can damarı kim? Kim olmazsa olmaz?
SERKAN : Şu
ekipten bir kişi olmasın olmuyor.
BURAK : Bunu
yaşadık zaten. Selim askere gitti 8 ay, onun çok eksikliğini
gördük. Şu anda Mehmet yok, askerde, onun eksikliğini
hissediyoruz.
SERKAN : Mesela
Burak askerliğini yaptı, hiç anlamadık. 28 gün yaptı çünkü.
Y.M : Grubun
başarılı olmasını neye bağlıyorsunuz? Yakışıklılığınızın
dışında.
SELİM : Bence
yeni birşeyler yapmıştık. Uzun zamandır olmayan yeni bir şeyler
yapmıştık. Parça vurucuydu.
SERKAN : Kara
kaşlı kara gözlü bir çocuk vardı baksana (Koray'ı göstererek).
SELİM : O'nun
da etkisi oldu tabi.
KORAY : Bence
ama iyi müzik yapan bir gruba da ihtiyacı vardı Türkiye'nin.
Bence bunun boşluğunda birşeyler oldu.
Y.M : En çok
hangi albüm sattı?
KARGO : Sanırız
"Yüzleşme" ama hepsi birbirine çok yakın.
Y.M : Siz Rock
müzik yapıyorsunuz. Peki sizce Türkiye'deki Rock müzik
Dünya'daki ile boy ölçüşebilecek duruma gelebildi mi?
SERKAN : Tabii
ki hayır. Çünkü Rock müzik yapan grupların sayısı iki elin
parmaklarını geçmez. Dünya'da bu böyle değil.
SELİM : Aslında
bu bizim müziğimiz değil onların kendi müziği olduğu için onlar
bu konuda daha iyi ve daha başarılı.
SERKAN :
Onlarda ne kadar arabeskçi olabilir ki? Bu onun gibi birşey.
Y.M :
Türkiye'deki Rock müzik dinleyicisini nasıl buluyorsunuz?
KORAY : Çok
kemik buluyorum ben esasında...
SERKAN : Ben
arayıp da bulamıyorum...
KORAY : Çok
istekli ama biraz sabit fikirli buluyorum. Rock müzik dünyada
bir çok türle birleşti artık. Bir tavsiye gibi de bu esasında
onlara, birazcık onları kalıplar içinde buluyorum, sanki
yeniliklere kapalı gibiler. Ama aslında bu çok normal. Çünkü biz
aslında alt yapı olarak da Avrupa'n da, Dünya'dan da 10-20 sene
geriden gidiyoruz da. Bunu böyle bir durumu da var.
SERKAN : Ama
dört sene önceye bakarsakda son dönemlerde bir gelişme var bunun
neden ise pop müziğin bir düşüş yaşaması, insanları Rock müziğe,
alternatif müziğe itmiş olabilir ama bu gelişme çok yavaş.
SELİM : Bir de
Türkiye'deki rockçılara rock müziğini beğendirmek biraz zor.
Çünkü Dünya'daki bir çok iyi örneği dinliyorlar.
SERKAN :
Gruplar içinde birbirini çekememezlik, rekabet çok fazla var.
Daha kaç kişiyiz ki. Önce biraz sayımız artsın ondan sonra
rekabete ok.
Y.M : Gruplar
genellikle konserlerle beslenirler. Eminim ki siz de konser
vermekten büyük keyif alıyorsunuzdur. Peki bugüne kadar size
göre verdiğiniz en iyi konser hangisiydi? En çok hangisinden
etkilendiniz?
SERKAN : Sorma,
albüm yapma sebebimiz konser vermek.
KORAY : Kişisel
olarak değişiyordur bu. İzmir Açıkhava, Samsun, Ege
Üniversitesi.
SERKAN :
Gölcük'te verdiğimiz konser.
SELİM : Bir de
yağmur yağdı Gölcük'te yağmurun altında çaldık o da güzeldi.
Y.M : Peki idol
olarak aldığınız bir grup var mı? Mesela işte biz buna çok
yakınız dediğiniz.
BURAK : Ortak
olarak çok yok açıkcası.
SERKAN : U2
ortak olarak hepimiz severiz.
KORAY : Bize
söylenen şey biraz daha Britanya müziğine yakın müzik
yaptığımızı söylüyorlar. Esasında bu birazcıkda gurur duyulacak
birşey. Çünkü İngiliz müziğini hepimiz beğeniyoruz.
Y.M :
Yurtdışında yapılan şeyler var. Mesela İnternet üzerinden konser
veriliyor ve ya senfoni orkestrasıyla konser verdi geçtiğimiz
günlerde Metallica. Sizin böyle planlarınız var mı?
SERKAN : Ne
diyosun daha Türkiye'de normal konser organizasyonları bile tam
yapılamıyorken mümkün değil. Facia olur herhalde. KORAY : Benim
böyle bir hayalim var. Bir albüm düşünüyorum mesela senfoniyle
çalınmış, o anda kaydedilmiş, canlı bir albüm, o anda videoya da
aktarılmış. AKM'de, Cemal Reşit Rey'de, özel davetlilerle dolu.
Böyle bir şey benim hayalim. Bu iş çok iyi bir organizasyon
gerektirir. Senfoni ile çalışılması lazım. Eğer bu yapılırsa
sonuna kadar gidip biz bunu video ve albümlede süslemeyi
düşünüyoruz.
SERKAN : Ya
sırf müzik değil organizasyon gerçekten çok önemli. Metallica'yı
diyorsun, bırak Metallica'yı, geçtiğimiz günlerde Kral TV'nin
ödül törenini vardı ve sabahına Grammy ödülleri verildi. Çok
bambaşka yani.
KORAY :
Türkiye'deki müzik ödüllerinde daha canlı çalınamıyor mesela
böyle problemler var. Gerçekten bu işi bilen adamlar çok az.
Mesela bir bir konserde arkaya 15 kişilik bir yaylı orkestra
oturtsak onları nasıl dışarıya verecekler. Bütünüyle çok iyi bir
organizasyon lazım. Işığından şovuna sesine herşeyin mükemmel
olması lazım.
Y.M : Dünyaya
açılmayı düşünmüşsünüzdür mutlaka. Bir de arkanızda çok önemli
bir şirket var Universal gibi. Var mı buna dair çalışmalar.
KORAY : Bu
albümden sonra konuşsak bunu. Çünkü böyle durum. Bu albümün
başarısına bağlı bu söylediğin şey. Çünkü 3. dünya ülkelerinde
durum böyle. Öncelikle kendi ülkende bir başarı istiyorlar
kendini ispatlamanı istiyorlar. Gerçeğe baktığında da durum
böyle. Kim var mesela Tarkan var, Sertab var yeni yeni başlıyor,
Sezen Aksu var. İşte onların bir geçmişleri var, kendini
ispatlamışlıkları ve kilometreleri var. Rock müzik daha çok yeni
olduğu için işte kendini ispatlaması hem popülerlik anlamında,
hem satış anlamında, hem de kendini ifade etme anlamında
istedikleri için toplam bu üçünün bir arada bulunması lazım
dışarı açılabilmek için.
Y.M : Doğru
buluyor musunuz peki başarının çok fazla satışa bağlı olmasını?
KORAY : Biz çok
fazla bağlamıyoruz ama bu böyle. Türkiye'de başarı satışa
endeksli. Sen inanılmaz bir albüm yaptın ama albümün 10.000
sattı sen başarısız bir sanatçısın.
Y.M :
Türkiye'de kendinize bir rakip görüyor musunuz?
KORAY : Bizim
rakip görecek bir durumumuz yok. Çünkü biz zaten önümüze gelen
herkese yardım etmeye çalışıyoruz. Mesela Athena, Serkan'la
Selim şuanda bir prodüksiyon hazırlıyorlar, Selim Vega'yı yaptı.
Kim ne yaparsa yardım etmeye çalışıyoruz. Çünkü bizim amacımız,
başkalarının kafasını ezmek değil, alternatif müzik yapanların,
bu piyasadaki pasta payını büyütmek. Amacımız da bu olduğu için,
kendi yolumuzun dışında bunun için de uğraşıyoruz. Onun içinde
rakip olarak kimseyi göremiyoruz. Zaten şöyle bir durum var,
kendi yaptığımız müzik bir grup müziği olduğu için bambaşka bir
yerdeyiz. Yani hem söylem olarak, hem müzik olarak kendimizi
biraz da farklı görüyoruz.
Y.M : Sahnede
yabancı parçalar da söylüyorsunuz. Cover'lara Türkçe söz yazıp
yayınlamayı düşündünüz mü albümlerinizde?
SERKAN : Hiç
bir zaman öyle birşey düşünmedik. Zaten grupta beş kişinin dördü
beste yapabiliyor. Böyle bir ihtiyacımız da yok. Zaten yeterince
beste çıkabiliyor.
Y.M : Çok
sevdiğiniz bir parçaya da yapmaz mısınız?
KORAY : Sevmek
nasıl birşey biliyor musun? Biz onun o halini seviyoruz. Ona
Türkçe bir söz yazdığın zaman o kadar da iyi olmuyor. Bizi
tatmin edecek kadar iyi olmuyor o zaman ve şöyle bir durum var
Serkan'ın da söylediği gibi herkes beste yapabiliyor. Geçen gün
Selim'le saydık 48 tane şarkımız var, dört albümde. Bu da bize
yeter zaten.
SERKAN : Çok
sevdiğimiz bir parça olursada zaten bar programlarımızda da
çalıyoruz.
Y.M : Eski
Türkçe Rock parçalarını da yorumlamayı düşünmüyorsunuz o zaman.
KORAY : Yok
hayır. Bizim yaptığımız maksimum şey mesela "Şairin Elinde"yi
değiştirdik. Sürekli albümdeki haliyle çalıyorduk, bambaşka
birşey yaptık. Bunu konserlerde çalıyoruz mesela ama albüme
koymayız.
Y.M : Eski
şarkıların tekrar yorumlanması hakkında ne düşünüyorsunuz?
SERKAN : Ben
biraz işin kolayına kaçmak diyorum ve çok samimi bulmuyorum.
KORAY : Aslında
yapılan işin kalitesine bağlı. George Mıchael gibi yaparsanız o
zaman hiç problem yok. Çiğ olmaması önemli. Herşeyden önce
kalite.
Y.M : En çok
içinize sinen albüm hangisi oldu? 'Bunun yeri benim için ayrı'
dediğiniz?
KORAY : Benim
"Yalnızlık Mevsimi"
SERKAN : Ben
daha çok şeydeyim, ilk albüm, ikinci albüm ve bu albüm
arasındaki çizgideyim. Onlar bence daha içten ve daha doğru bir
yoldu.
SELİM : Ben de
Serkan'la aynı şeyi düşünüyorum.
BURAK : Ben
hepsinin o anki dönemimizi yansıttığını düşünüyorum.
SELİM :
"Yüzleşme" belki uğurlu oldu bizim için o belki olabilir.
SERKAN : Benim
için parçalar var. Hala dinlemekten inanılmaz keyif aldığım
parçalar var.
KORAY :
"Tırtıl" mesela ilk albümden.
SERKAN : Çok ön
plana çıkmamıştır ama belli bir kesim çok sever, ben de çok
severim o parçayı.
Y.M :
Türkiye'de Rock müzik dalında eğitim veren hiç okul yok. Ne
diyorsunuz bu duruma? Zamanı geldimi size göre de?
SERKAN : Ben
zaten onun sıkıntısını yaşadım okulda. Girebileceğim iki bölüm
olabilirdi ancak, ya Klasik Batı eğitimi ya da Türk Sanat Müziği
eğitimi. Arada başka hiç bir dalda seçim yapamıyorsun. Bizim
okulda böyle bir bölüm açılsa, mesela caz bölümü, rock bölümü ya
da pop bölümü okulun yarısından çoğu boşalıcak.
KORAY : Mesela
benim böyle bir inancım var. Rock müziğinin eğitiminin okulda
yapılacağına inanmıyorum. Tamamen sokak müziği rock müzik. Yani
bu işin içinde öğrenilecek bir tarz. Eğitim dediğim yani tabii
ki özel derslerle armoni bilmeniz lazım zaten müzisyen olmanız
için bir şekilde onu öğrenmeniz lazım ama ben okulla eğitim
alınacağına inanmıyorum Rock müzik için.
Y.M : Sanırım
kalıplar içine oturtulabilecek birşey değil.
KORAY :
Kesinlikle değil. Tamamen alaylı bir müzik.
BURAK : Bunun
eğitimini verebilecek biri var ise de bugün rock müzik yapan
insanlardır.
KORAY : O da
eğitim değil tavsiye ve triplerini öğretebilir ancak.
Y.M : Bana
göre, bugüne kadar yaptığınız en oturmuş, en ağır albüm
"Yalnızlık Mevsimi"ydi. Bu tarz albümler, sizin dalınızda değil
belki ama Sezen Aksu'nun "Işık Doğudan Yükselir"i, "Düğün ve
Cenaze"si farklı olduğu için mi çok fazla popüler olamıyor. Siz
neye bağlıyorsunuz? "Yalnızlık Mevsimi" "Yüzleşme" kadar popüler
olamadı mesela.
KORAY : O
açıdan "Yalnızlık Mevsimi"de de ticari anlamda parçalar vardı
ama o albümün çıkışında biz problem yaşadık. "Arabic Fahişe" ile
çıkmak bir hataydı. Ve bu arada "Kalamış Parkı"yla 6 ay girdi
araya, şirket değiştirdik bunun da etkisi oldu. Ama yine de o
albüm kendi kendini toparlamayı başardı. Şunu hiçbir zaman inkar
da edemeyiz tabii o albümün bize bu piyasada getirdiği bir
ağırlık var. 'Bu adamlar ne yapabilir' dendiğinde o albüm
gösterilebilir. Nerelere kadar inip nerelere kadar
çıkabildiğimizi o albümle gösterebiliriz rahatlıkla.
Y.M : "Arabic
Fahişe"yi soracaktım tam arkasından. Neden bu şarkıyla çıkıldı
peki? Hepinizin ortak fikri miydi? Albümdeki en ticari
olabilecek şarkı o muydu size göre?
KORAY : Şu anda
şu kafamızla sorsan hepimize kesinlikle hepimiz hayır deriz.
SERKAN :
"Sevmek Zor"da "Şairin Elinde" ile çıkmıştık. "Şairin Elinde"de
çok uç bir parçaydı. Çok tuttu. "Arabic Fahişe"de bize biraz
öyle geldi, o albüm için.
KORAY : Bir de
şu var, şirket bunu istedi. İçinde alaturka keman olunca
Raks-Plaza'da öyle istemişti, bizde eyvallah dedik çünkü bizim
için hiçbirşey farketmiyordu. Bir de o şarkı adından dolayı da
yadırgandı, hiç alakası yokken, bambaşka birşeyi anlatıyor
çünkü, Arapların fahişe olmasıyla hiç alakası yok çünkü.
Y.M : Rock
müzik genelde felsefik konulara da iner. Sizin hiç böyle bir
kaygınız yok mu? Genelde çünkü aşk parçalarınız var albümlerde.
KORAY : Ben
şöyle olduğuna inanıyorum ki Türkiye'de en ağır söylemi olan
gruplardan biriyiz gibi geliyor bana. Ben aşk şarkısı olayına
katılmıyorum çünkü aşk işlendiğinde bile insanın ruhunun
içindeki bazı problemleri irdeliyoruz. Onun için bana hiç öyle
gelmiyor. Biz öyle bir grubuz ki, dört tane albüm yaptık bugüne
kadar ve bu dört albümde birbirinden farklı üstüne işlediğimiz
şeyler açısından ve öyle bir durum var ki yani gelen eleştiriye
gösterecek bir kartımız oluyor. Mesela bana böyle birşey
söylendiği zaman ben "Yalnızlık Mevsimi"ni gösteririm, ama işte
derlerse 'Kargo etrafın nabzını tutamıyor' "Yarına Ne Kaldı"yı
gösteririm, 'olgunluğunu gösteremiyor' derlerse son albümü
gösteririm.
SERKAN :
Dünyada da toplumsal konular 80'lerden beri işlenmiyor. Çok
bireye yığılmış durumda. Zaten toplumuda oluşturan bireyler. O
apayrı bir yol, bizde bu yolu tercih ediyoruz anlatma
bakımından. Ben kendi adıma o yolda biraz sakil duruyor, ben o
yolu pek sevmiyorum.
Y.M : Gelelim
bu albüme. Bu albümde sanki fazla olgunlaşmış, fazla ağırlaşmış
ve sanki 'biz kendi müziğimizi yapıyoruz isteyen dinler
istemeyen dinlemez' bir hava var bu albümde. Sanki büyümüşsünüz
bu albümde. Nedir bunun etkisi?
KORAY :
Söyledin işte.
Y.M : Bunda
ticari kaygı yok mu? Bunda "Yüaleşme" gibi parçalar yok.
KORAY : İlk
defa bu prodüktörle çalıştık (Rıza Erekli) o soruya bu cevap
verebilir. Prodüktörle çalışmak bir gruba şöyle avantajlar
getiriyor; birincisi rahat etmek istedik, özellikle müzikal
açıdan kararları alırken rahat etmek istedik ve prodüktör bunda
çok faydalı oluyor, ikinci olarak genel bir çizgiye çeksin
istedik prodüktör bizi, yani prodüktör bizi bir çizgiye oturtsun
ve öyle bir çizgi olsun ki bu insanlara direk gitsin bu,
insanlar rahat alabilsin. Bu albümdeki hem sözü müziği hem de
müzikal altyapıyı dinledikleri zaman, rahat bir şekilde
evlerinde play tuşuna basıp dinleyebilsinler istedik. Ve bu
doğrultuda yapıldı bu albüm. Olgunluk diyorsan da, ben 19
yaşında girdim Kargo'ya ve şuanda 25 yaşındayım, Serkan'da öyle.
Bu adamlar bizden daha yaşlı oldukları için en genç biziz o
yüzden bunu örnek gösterdim. 19 yaşındaki bir gençle 25
yaşındaki bir gencin bakış açısını kendi kafana göre yorumlarsan
ordaki olgunluğu anlarsın zaten.
Y.M : Bu
tamamen sizin istediğiniz gibi bir albüm olduğuna göre, bundan
sonrası için de yine bu tarz bir albüm mü gelecek?
SERKAN : O hiç
belli değil işte.
KORAY : Hiç
birşey belli olmaz.
SELİM :
Değişikliği seviyoruz.
KORAY : Biz ne
kadar oynamak istersek isteyelim sonuçta grup müziği çok ağır
değişen bir müzik yani. Bir kişi olsan o zaman istediğin şekilde
değişebilirsin, kendi kafana göre birşey yaparsın ve ne biliyim
pop-rock albüm yapmıycam da punk albüm yapıcam dersin. Ama
grupta şöyle oluyor; beş kişi olduğun için ağır bir devinim
oluyor, çok büyük bir tekerleğin yuvarlanması gibi oluyor, onun
için türlerden türe çok büyük adımlar atamıyorsun. Biz yine ona
rağmen herhalde kitlelerimiz çok açık olduğu için, ben ona
bağlıyorum, yani biz etraftan çok şey alırız biz, yeni türleri
ve yeni şeylere açığızdır, ondan böyle kendi içimizde bir
değişim sağlıyoruz.
SERKAN : Ya
bırak albümlerin arasındaki farkı, albüm içinde 11 parça
arasında farklar oluyor. "Sevmek Zor"da "Şairin Elinde" gibi bir
parçanın arkasında "Sen Her Zaman" gibi bir parça gelebiliyor,
arkasından "Yapabilir misin?" den sonra "Bad'lik Amiri" gibi
böyle daha farklı akustik bir parça gelebiliyor.
KORAY : Bu
aslında şundan da kaynaklanıyor. Grupta herkes beste
yapabiliyor, herkesin müzikal yaklaşımı farklı olduğu için de
albümün içinde müzikal olarak değişikliklere sebeb oluyor.
Y.M : Grupta
hiç çatırdama oldu mu? Dağılma tehlikesi yaşadınız mı?
SELİM : Dağılma
tehlikesi ciddi anlamda yaşamadık ama aramızda geçen albümden
sonra müzikal konularda tartışmalar oldu. Yaşanması gereken
şeylerdi ve herkes gerekli tecrübeyi çıkardı ordan. O yüzden bu
albümü çok daha fresh yapabildik. Çünkü bir takım
sıkıntılarımızı birbirimizle gayet güzel şekilde konuştuk. Bazen
çok sert tartışmalar da geçti ama artık birbirimizi iyi
tanıdığımız için bu tür şeyler problem olmuyor.
Y.M : Peki
grupta bir kişi ki bu Koray, solist olduğu için söylüyorum, 'ben
bir albüm yapıcam ama sizle çalışmaya yine devam edicem' derse
tepkiniz ne olur?
SERKAN : Solo
albüm isteği hepimizde var. Ama bu dağılma sonucu olmaz. Küçük
bir ayrılık deriz, bir mola gibi, o sırada herkes içini döker ve
daha sonra tekrar devam ederiz.
KORAY : Çünkü 6
senede 4 albüm yaptık. Buda az birşey değil.
SERKAN : Kolay
dağılacak bir grup değil Kargo.
Y.M :
İnternetle aranız nasıl? İnternet üzerinden alış-veriş yapıyor
musunuz?
SERKAN : Selim
geri çekildi, geri çekilen haricinde üç kişinin de iyi. Ben
internetle iyi anlaşıyorum ama alış-veriş yapmıyorum. Normalde
hayat zaten yeterince yorucu ve stresli geçiyor ve ben bu yüzden
interneti sadece eğlence amaçlı kullanıyorum. Icq ve chat
yapıyorum.
KORAY :
İnternetle aram gayet iyi ama alış-veriş yapmıyorum, çünkü kredi
kartımı vermiyorum internette ama her yeri dolaşıyorum bir ton
şey öğreniyorum yani ordan çok faydalı.
SELİM : Pek iyi
değil. Çünkü bilgisayarım yok ve dışarıda çok fazla zaman
geçiyorum eve gelincede açıkcası biraz daha fazla eşimle
ilgilenmek istiyorum.
BURAK :
İnternetle aram gayet iyi. Alış-veriş yapmıyorum çünkü güvenli
bulmıyorum ama alış-verişin ön hazırlığını yapıyorum yani bilgi
ediniyorum. Müzikle ilgili siteleri dolaşıyorum. Bizim de ayrıca
bir sitemiz var www.kargoonline.com Fanlarımızın hazırladığı bir
site bu.Ivy nicknameli bir hayranımız hazırladı bu siteyi.
Devamlı güncellenen bir site. Tamamen Kargo'yla ilgili bütün
bilgiler, haberler, albümlerden klip örneklerine kadar pek çok
şey var. Ayrıca da haberleşme ile ilgili bir bölüm var. Oaray
bütün fanlar düşünceleini bildirebiliyorlar. Biz aralarda
cevaplar yazmaya çalışıyoruz.
Y.M : En son
aldığınız CD, kitap, izlediğiniz film?
SERKAN : En son
Tom Jones'un albümünü aldım, acayip beğendim. Kitapla aram pek
iyi değil. Sinema ise son promosyon dönemi dolayısıyla uzak
kaldım ama elimden geldiğince takip ediyorum.
KORAY : En son
izlediğim film American Beauty ve Man on the Moon'a gittim.
SELİM : En son
aldığım kasetler Lauryn Hill ve Placebo. Okuduğum şeylerse,
aslında çok fazla kitap okumuyorum ama arada sırada Niche gibi
düşünürleri okuyorum işte. 'Sana Gül Bahçesi Vaad Etmedim' diye
bir kitap okudum. Polisiyeleride seviyorum. Agatha Criste
kitaplarının hepsini okudum mesela. Bir cinayet romanı yazmayı
düşünüyorum.
Y.M : Çok
teşekkürler.
KARGO : Biz
teşekkür ederiz.
|