Yeni Müzik
Kargo ile sohbet.
 
Y.M : Kargo ismi nereden geldi?

SELİM : Ozan Çolakoğlu önermişti bu ismi bize. Çünkü biz her gittiğimiz konsere cihazları kendimiz taşırız. Bundan dolayıydı. Öyle de kaldı.

Y.M : Kargo adıyla ilk olarak "Yıllar Sonra"yla çıkış yapılmıştı. Fakat kadro değiştikten sonraki ilk çıkış parçası "Yüzleşme"oldu. Bu parça hem çok sert ve hem de daha hızlıydı. Ama inanılmaz iyi bir çıkış sağladı sizin için. Bunu neye bağlıyorsunuz?

SELİM : Yeni ekibin dinamizmine bağlıyorum en başta. Çünkü yeni bir ekip olarak biz tamamen farklı bir şeyler yapmaya başladık. Bence bu yüzden, ben buna bağlıyorum.

SERKAN : Türkiye'de hazırmış bence ihtiyaç varmış demek ki.

KORAY : Bence o çok içten ve doğal bir işti.

Y.M : Peki grubun can damarı kim? Kim olmazsa olmaz?

SERKAN : Şu ekipten bir kişi olmasın olmuyor.

BURAK : Bunu yaşadık zaten. Selim askere gitti 8 ay, onun çok eksikliğini gördük. Şu anda Mehmet yok, askerde, onun eksikliğini hissediyoruz.

SERKAN : Mesela Burak askerliğini yaptı, hiç anlamadık. 28 gün yaptı çünkü.

Y.M : Grubun başarılı olmasını neye bağlıyorsunuz? Yakışıklılığınızın dışında.

SELİM : Bence yeni birşeyler yapmıştık. Uzun zamandır olmayan yeni bir şeyler yapmıştık. Parça vurucuydu.

SERKAN : Kara kaşlı kara gözlü bir çocuk vardı baksana (Koray'ı göstererek).

SELİM : O'nun da etkisi oldu tabi.

KORAY : Bence ama iyi müzik yapan bir gruba da ihtiyacı vardı Türkiye'nin. Bence bunun boşluğunda birşeyler oldu.

Y.M : En çok hangi albüm sattı?

KARGO : Sanırız "Yüzleşme" ama hepsi birbirine çok yakın.

Y.M : Siz Rock müzik yapıyorsunuz. Peki sizce Türkiye'deki Rock müzik Dünya'daki ile boy ölçüşebilecek duruma gelebildi mi?

SERKAN : Tabii ki hayır. Çünkü Rock müzik yapan grupların sayısı iki elin parmaklarını geçmez. Dünya'da bu böyle değil.

SELİM : Aslında bu bizim müziğimiz değil onların kendi müziği olduğu için onlar bu konuda daha iyi ve daha başarılı.

SERKAN : Onlarda ne kadar arabeskçi olabilir ki? Bu onun gibi birşey.

Y.M : Türkiye'deki Rock müzik dinleyicisini nasıl buluyorsunuz?

KORAY : Çok kemik buluyorum ben esasında...

SERKAN : Ben arayıp da bulamıyorum...

KORAY : Çok istekli ama biraz sabit fikirli buluyorum. Rock müzik dünyada bir çok türle birleşti artık. Bir tavsiye gibi de bu esasında onlara, birazcık onları kalıplar içinde buluyorum, sanki yeniliklere kapalı gibiler. Ama aslında bu çok normal. Çünkü biz aslında alt yapı olarak da Avrupa'n da, Dünya'dan da 10-20 sene geriden gidiyoruz da. Bunu böyle bir durumu da var.

SERKAN : Ama dört sene önceye bakarsakda son dönemlerde bir gelişme var bunun neden ise pop müziğin bir düşüş yaşaması, insanları Rock müziğe, alternatif müziğe itmiş olabilir ama bu gelişme çok yavaş.

SELİM : Bir de Türkiye'deki rockçılara rock müziğini beğendirmek biraz zor. Çünkü Dünya'daki bir çok iyi örneği dinliyorlar.

SERKAN : Gruplar içinde birbirini çekememezlik, rekabet çok fazla var. Daha kaç kişiyiz ki. Önce biraz sayımız artsın ondan sonra rekabete ok.

Y.M : Gruplar genellikle konserlerle beslenirler. Eminim ki siz de konser vermekten büyük keyif alıyorsunuzdur. Peki bugüne kadar size göre verdiğiniz en iyi konser hangisiydi? En çok hangisinden etkilendiniz?

SERKAN : Sorma, albüm yapma sebebimiz konser vermek.

KORAY : Kişisel olarak değişiyordur bu. İzmir Açıkhava, Samsun, Ege Üniversitesi.

SERKAN : Gölcük'te verdiğimiz konser.

SELİM : Bir de yağmur yağdı Gölcük'te yağmurun altında çaldık o da güzeldi.

Y.M : Peki idol olarak aldığınız bir grup var mı? Mesela işte biz buna çok yakınız dediğiniz.

BURAK : Ortak olarak çok yok açıkcası.

SERKAN : U2 ortak olarak hepimiz severiz.

KORAY : Bize söylenen şey biraz daha Britanya müziğine yakın müzik yaptığımızı söylüyorlar. Esasında bu birazcıkda gurur duyulacak birşey. Çünkü İngiliz müziğini hepimiz beğeniyoruz.

Y.M : Yurtdışında yapılan şeyler var. Mesela İnternet üzerinden konser veriliyor ve ya senfoni orkestrasıyla konser verdi geçtiğimiz günlerde Metallica. Sizin böyle planlarınız var mı?

SERKAN : Ne diyosun daha Türkiye'de normal konser organizasyonları bile tam yapılamıyorken mümkün değil. Facia olur herhalde. KORAY : Benim böyle bir hayalim var. Bir albüm düşünüyorum mesela senfoniyle çalınmış, o anda kaydedilmiş, canlı bir albüm, o anda videoya da aktarılmış. AKM'de, Cemal Reşit Rey'de, özel davetlilerle dolu. Böyle bir şey benim hayalim. Bu iş çok iyi bir organizasyon gerektirir. Senfoni ile çalışılması lazım. Eğer bu yapılırsa sonuna kadar gidip biz bunu video ve albümlede süslemeyi düşünüyoruz.

SERKAN : Ya sırf müzik değil organizasyon gerçekten çok önemli. Metallica'yı diyorsun, bırak Metallica'yı, geçtiğimiz günlerde Kral TV'nin ödül törenini vardı ve sabahına Grammy ödülleri verildi. Çok bambaşka yani.

KORAY : Türkiye'deki müzik ödüllerinde daha canlı çalınamıyor mesela böyle problemler var. Gerçekten bu işi bilen adamlar çok az. Mesela bir bir konserde arkaya 15 kişilik bir yaylı orkestra oturtsak onları nasıl dışarıya verecekler. Bütünüyle çok iyi bir organizasyon lazım. Işığından şovuna sesine herşeyin mükemmel olması lazım.

Y.M : Dünyaya açılmayı düşünmüşsünüzdür mutlaka. Bir de arkanızda çok önemli bir şirket var Universal gibi. Var mı buna dair çalışmalar.

KORAY : Bu albümden sonra konuşsak bunu. Çünkü böyle durum. Bu albümün başarısına bağlı bu söylediğin şey. Çünkü 3. dünya ülkelerinde durum böyle. Öncelikle kendi ülkende bir başarı istiyorlar kendini ispatlamanı istiyorlar. Gerçeğe baktığında da durum böyle. Kim var mesela Tarkan var, Sertab var yeni yeni başlıyor, Sezen Aksu var. İşte onların bir geçmişleri var, kendini ispatlamışlıkları ve kilometreleri var. Rock müzik daha çok yeni olduğu için işte kendini ispatlaması hem popülerlik anlamında, hem satış anlamında, hem de kendini ifade etme anlamında istedikleri için toplam bu üçünün bir arada bulunması lazım dışarı açılabilmek için.

Y.M : Doğru buluyor musunuz peki başarının çok fazla satışa bağlı olmasını?

KORAY : Biz çok fazla bağlamıyoruz ama bu böyle. Türkiye'de başarı satışa endeksli. Sen inanılmaz bir albüm yaptın ama albümün 10.000 sattı sen başarısız bir sanatçısın.

Y.M : Türkiye'de kendinize bir rakip görüyor musunuz?

KORAY : Bizim rakip görecek bir durumumuz yok. Çünkü biz zaten önümüze gelen herkese yardım etmeye çalışıyoruz. Mesela Athena, Serkan'la Selim şuanda bir prodüksiyon hazırlıyorlar, Selim Vega'yı yaptı. Kim ne yaparsa yardım etmeye çalışıyoruz. Çünkü bizim amacımız, başkalarının kafasını ezmek değil, alternatif müzik yapanların, bu piyasadaki pasta payını büyütmek. Amacımız da bu olduğu için, kendi yolumuzun dışında bunun için de uğraşıyoruz. Onun içinde rakip olarak kimseyi göremiyoruz. Zaten şöyle bir durum var, kendi yaptığımız müzik bir grup müziği olduğu için bambaşka bir yerdeyiz. Yani hem söylem olarak, hem müzik olarak kendimizi biraz da farklı görüyoruz.

Y.M : Sahnede yabancı parçalar da söylüyorsunuz. Cover'lara Türkçe söz yazıp yayınlamayı düşündünüz mü albümlerinizde?

SERKAN : Hiç bir zaman öyle birşey düşünmedik. Zaten grupta beş kişinin dördü beste yapabiliyor. Böyle bir ihtiyacımız da yok. Zaten yeterince beste çıkabiliyor.

Y.M : Çok sevdiğiniz bir parçaya da yapmaz mısınız?

KORAY : Sevmek nasıl birşey biliyor musun? Biz onun o halini seviyoruz. Ona Türkçe bir söz yazdığın zaman o kadar da iyi olmuyor. Bizi tatmin edecek kadar iyi olmuyor o zaman ve şöyle bir durum var Serkan'ın da söylediği gibi herkes beste yapabiliyor. Geçen gün Selim'le saydık 48 tane şarkımız var, dört albümde. Bu da bize yeter zaten.

SERKAN : Çok sevdiğimiz bir parça olursada zaten bar programlarımızda da çalıyoruz.

Y.M : Eski Türkçe Rock parçalarını da yorumlamayı düşünmüyorsunuz o zaman.

KORAY : Yok hayır. Bizim yaptığımız maksimum şey mesela "Şairin Elinde"yi değiştirdik. Sürekli albümdeki haliyle çalıyorduk, bambaşka birşey yaptık. Bunu konserlerde çalıyoruz mesela ama albüme koymayız.

Y.M : Eski şarkıların tekrar yorumlanması hakkında ne düşünüyorsunuz?

SERKAN : Ben biraz işin kolayına kaçmak diyorum ve çok samimi bulmuyorum.

KORAY : Aslında yapılan işin kalitesine bağlı. George Mıchael gibi yaparsanız o zaman hiç problem yok. Çiğ olmaması önemli. Herşeyden önce kalite.

Y.M : En çok içinize sinen albüm hangisi oldu? 'Bunun yeri benim için ayrı' dediğiniz?

KORAY : Benim "Yalnızlık Mevsimi"

SERKAN : Ben daha çok şeydeyim, ilk albüm, ikinci albüm ve bu albüm arasındaki çizgideyim. Onlar bence daha içten ve daha doğru bir yoldu.

SELİM : Ben de Serkan'la aynı şeyi düşünüyorum.

BURAK : Ben hepsinin o anki dönemimizi yansıttığını düşünüyorum.

SELİM : "Yüzleşme" belki uğurlu oldu bizim için o belki olabilir.

SERKAN : Benim için parçalar var. Hala dinlemekten inanılmaz keyif aldığım parçalar var.

KORAY : "Tırtıl" mesela ilk albümden.

SERKAN : Çok ön plana çıkmamıştır ama belli bir kesim çok sever, ben de çok severim o parçayı.

Y.M : Türkiye'de Rock müzik dalında eğitim veren hiç okul yok. Ne diyorsunuz bu duruma? Zamanı geldimi size göre de?

SERKAN : Ben zaten onun sıkıntısını yaşadım okulda. Girebileceğim iki bölüm olabilirdi ancak, ya Klasik Batı eğitimi ya da Türk Sanat Müziği eğitimi. Arada başka hiç bir dalda seçim yapamıyorsun. Bizim okulda böyle bir bölüm açılsa, mesela caz bölümü, rock bölümü ya da pop bölümü okulun yarısından çoğu boşalıcak.

KORAY : Mesela benim böyle bir inancım var. Rock müziğinin eğitiminin okulda yapılacağına inanmıyorum. Tamamen sokak müziği rock müzik. Yani bu işin içinde öğrenilecek bir tarz. Eğitim dediğim yani tabii ki özel derslerle armoni bilmeniz lazım zaten müzisyen olmanız için bir şekilde onu öğrenmeniz lazım ama ben okulla eğitim alınacağına inanmıyorum Rock müzik için.

Y.M : Sanırım kalıplar içine oturtulabilecek birşey değil.

KORAY : Kesinlikle değil. Tamamen alaylı bir müzik.

BURAK : Bunun eğitimini verebilecek biri var ise de bugün rock müzik yapan insanlardır.

KORAY : O da eğitim değil tavsiye ve triplerini öğretebilir ancak.

Y.M : Bana göre, bugüne kadar yaptığınız en oturmuş, en ağır albüm "Yalnızlık Mevsimi"ydi. Bu tarz albümler, sizin dalınızda değil belki ama Sezen Aksu'nun "Işık Doğudan Yükselir"i, "Düğün ve Cenaze"si farklı olduğu için mi çok fazla popüler olamıyor. Siz neye bağlıyorsunuz? "Yalnızlık Mevsimi" "Yüzleşme" kadar popüler olamadı mesela.

KORAY : O açıdan "Yalnızlık Mevsimi"de de ticari anlamda parçalar vardı ama o albümün çıkışında biz problem yaşadık. "Arabic Fahişe" ile çıkmak bir hataydı. Ve bu arada "Kalamış Parkı"yla 6 ay girdi araya, şirket değiştirdik bunun da etkisi oldu. Ama yine de o albüm kendi kendini toparlamayı başardı. Şunu hiçbir zaman inkar da edemeyiz tabii o albümün bize bu piyasada getirdiği bir ağırlık var. 'Bu adamlar ne yapabilir' dendiğinde o albüm gösterilebilir. Nerelere kadar inip nerelere kadar çıkabildiğimizi o albümle gösterebiliriz rahatlıkla.

Y.M : "Arabic Fahişe"yi soracaktım tam arkasından. Neden bu şarkıyla çıkıldı peki? Hepinizin ortak fikri miydi? Albümdeki en ticari olabilecek şarkı o muydu size göre?

KORAY : Şu anda şu kafamızla sorsan hepimize kesinlikle hepimiz hayır deriz.

SERKAN : "Sevmek Zor"da "Şairin Elinde" ile çıkmıştık. "Şairin Elinde"de çok uç bir parçaydı. Çok tuttu. "Arabic Fahişe"de bize biraz öyle geldi, o albüm için.

KORAY : Bir de şu var, şirket bunu istedi. İçinde alaturka keman olunca Raks-Plaza'da öyle istemişti, bizde eyvallah dedik çünkü bizim için hiçbirşey farketmiyordu. Bir de o şarkı adından dolayı da yadırgandı, hiç alakası yokken, bambaşka birşeyi anlatıyor çünkü, Arapların fahişe olmasıyla hiç alakası yok çünkü.

Y.M : Rock müzik genelde felsefik konulara da iner. Sizin hiç böyle bir kaygınız yok mu? Genelde çünkü aşk parçalarınız var albümlerde.

KORAY : Ben şöyle olduğuna inanıyorum ki Türkiye'de en ağır söylemi olan gruplardan biriyiz gibi geliyor bana. Ben aşk şarkısı olayına katılmıyorum çünkü aşk işlendiğinde bile insanın ruhunun içindeki bazı problemleri irdeliyoruz. Onun için bana hiç öyle gelmiyor. Biz öyle bir grubuz ki, dört tane albüm yaptık bugüne kadar ve bu dört albümde birbirinden farklı üstüne işlediğimiz şeyler açısından ve öyle bir durum var ki yani gelen eleştiriye gösterecek bir kartımız oluyor. Mesela bana böyle birşey söylendiği zaman ben "Yalnızlık Mevsimi"ni gösteririm, ama işte derlerse 'Kargo etrafın nabzını tutamıyor' "Yarına Ne Kaldı"yı gösteririm, 'olgunluğunu gösteremiyor' derlerse son albümü gösteririm.

SERKAN : Dünyada da toplumsal konular 80'lerden beri işlenmiyor. Çok bireye yığılmış durumda. Zaten toplumuda oluşturan bireyler. O apayrı bir yol, bizde bu yolu tercih ediyoruz anlatma bakımından. Ben kendi adıma o yolda biraz sakil duruyor, ben o yolu pek sevmiyorum.

Y.M : Gelelim bu albüme. Bu albümde sanki fazla olgunlaşmış, fazla ağırlaşmış ve sanki 'biz kendi müziğimizi yapıyoruz isteyen dinler istemeyen dinlemez' bir hava var bu albümde. Sanki büyümüşsünüz bu albümde. Nedir bunun etkisi?

KORAY : Söyledin işte.

Y.M : Bunda ticari kaygı yok mu? Bunda "Yüaleşme" gibi parçalar yok.

KORAY : İlk defa bu prodüktörle çalıştık (Rıza Erekli) o soruya bu cevap verebilir. Prodüktörle çalışmak bir gruba şöyle avantajlar getiriyor; birincisi rahat etmek istedik, özellikle müzikal açıdan kararları alırken rahat etmek istedik ve prodüktör bunda çok faydalı oluyor, ikinci olarak genel bir çizgiye çeksin istedik prodüktör bizi, yani prodüktör bizi bir çizgiye oturtsun ve öyle bir çizgi olsun ki bu insanlara direk gitsin bu, insanlar rahat alabilsin. Bu albümdeki hem sözü müziği hem de müzikal altyapıyı dinledikleri zaman, rahat bir şekilde evlerinde play tuşuna basıp dinleyebilsinler istedik. Ve bu doğrultuda yapıldı bu albüm. Olgunluk diyorsan da, ben 19 yaşında girdim Kargo'ya ve şuanda 25 yaşındayım, Serkan'da öyle. Bu adamlar bizden daha yaşlı oldukları için en genç biziz o yüzden bunu örnek gösterdim. 19 yaşındaki bir gençle 25 yaşındaki bir gencin bakış açısını kendi kafana göre yorumlarsan ordaki olgunluğu anlarsın zaten.

Y.M : Bu tamamen sizin istediğiniz gibi bir albüm olduğuna göre, bundan sonrası için de yine bu tarz bir albüm mü gelecek?

SERKAN : O hiç belli değil işte.

KORAY : Hiç birşey belli olmaz.

SELİM : Değişikliği seviyoruz.

KORAY : Biz ne kadar oynamak istersek isteyelim sonuçta grup müziği çok ağır değişen bir müzik yani. Bir kişi olsan o zaman istediğin şekilde değişebilirsin, kendi kafana göre birşey yaparsın ve ne biliyim pop-rock albüm yapmıycam da punk albüm yapıcam dersin. Ama grupta şöyle oluyor; beş kişi olduğun için ağır bir devinim oluyor, çok büyük bir tekerleğin yuvarlanması gibi oluyor, onun için türlerden türe çok büyük adımlar atamıyorsun. Biz yine ona rağmen herhalde kitlelerimiz çok açık olduğu için, ben ona bağlıyorum, yani biz etraftan çok şey alırız biz, yeni türleri ve yeni şeylere açığızdır, ondan böyle kendi içimizde bir değişim sağlıyoruz.

SERKAN : Ya bırak albümlerin arasındaki farkı, albüm içinde 11 parça arasında farklar oluyor. "Sevmek Zor"da "Şairin Elinde" gibi bir parçanın arkasında "Sen Her Zaman" gibi bir parça gelebiliyor, arkasından "Yapabilir misin?" den sonra "Bad'lik Amiri" gibi böyle daha farklı akustik bir parça gelebiliyor.

KORAY : Bu aslında şundan da kaynaklanıyor. Grupta herkes beste yapabiliyor, herkesin müzikal yaklaşımı farklı olduğu için de albümün içinde müzikal olarak değişikliklere sebeb oluyor.

Y.M : Grupta hiç çatırdama oldu mu? Dağılma tehlikesi yaşadınız mı?

SELİM : Dağılma tehlikesi ciddi anlamda yaşamadık ama aramızda geçen albümden sonra müzikal konularda tartışmalar oldu. Yaşanması gereken şeylerdi ve herkes gerekli tecrübeyi çıkardı ordan. O yüzden bu albümü çok daha fresh yapabildik. Çünkü bir takım sıkıntılarımızı birbirimizle gayet güzel şekilde konuştuk. Bazen çok sert tartışmalar da geçti ama artık birbirimizi iyi tanıdığımız için bu tür şeyler problem olmuyor.

Y.M : Peki grupta bir kişi ki bu Koray, solist olduğu için söylüyorum, 'ben bir albüm yapıcam ama sizle çalışmaya yine devam edicem' derse tepkiniz ne olur?

SERKAN : Solo albüm isteği hepimizde var. Ama bu dağılma sonucu olmaz. Küçük bir ayrılık deriz, bir mola gibi, o sırada herkes içini döker ve daha sonra tekrar devam ederiz.

KORAY : Çünkü 6 senede 4 albüm yaptık. Buda az birşey değil.

SERKAN : Kolay dağılacak bir grup değil Kargo.

Y.M : İnternetle aranız nasıl? İnternet üzerinden alış-veriş yapıyor musunuz?

SERKAN : Selim geri çekildi, geri çekilen haricinde üç kişinin de iyi. Ben internetle iyi anlaşıyorum ama alış-veriş yapmıyorum. Normalde hayat zaten yeterince yorucu ve stresli geçiyor ve ben bu yüzden interneti sadece eğlence amaçlı kullanıyorum. Icq ve chat yapıyorum.

KORAY : İnternetle aram gayet iyi ama alış-veriş yapmıyorum, çünkü kredi kartımı vermiyorum internette ama her yeri dolaşıyorum bir ton şey öğreniyorum yani ordan çok faydalı.

SELİM : Pek iyi değil. Çünkü bilgisayarım yok ve dışarıda çok fazla zaman geçiyorum eve gelincede açıkcası biraz daha fazla eşimle ilgilenmek istiyorum.

BURAK : İnternetle aram gayet iyi. Alış-veriş yapmıyorum çünkü güvenli bulmıyorum ama alış-verişin ön hazırlığını yapıyorum yani bilgi ediniyorum. Müzikle ilgili siteleri dolaşıyorum. Bizim de ayrıca bir sitemiz var www.kargoonline.com Fanlarımızın hazırladığı bir site bu.Ivy nicknameli bir hayranımız hazırladı bu siteyi. Devamlı güncellenen bir site. Tamamen Kargo'yla ilgili bütün bilgiler, haberler, albümlerden klip örneklerine kadar pek çok şey var. Ayrıca da haberleşme ile ilgili bir bölüm var. Oaray bütün fanlar düşünceleini bildirebiliyorlar. Biz aralarda cevaplar yazmaya çalışıyoruz.

Y.M : En son aldığınız CD, kitap, izlediğiniz film?

SERKAN : En son Tom Jones'un albümünü aldım, acayip beğendim. Kitapla aram pek iyi değil. Sinema ise son promosyon dönemi dolayısıyla uzak kaldım ama elimden geldiğince takip ediyorum.

KORAY : En son izlediğim film American Beauty ve Man on the Moon'a gittim.

SELİM : En son aldığım kasetler Lauryn Hill ve Placebo. Okuduğum şeylerse, aslında çok fazla kitap okumuyorum ama arada sırada Niche gibi düşünürleri okuyorum işte. 'Sana Gül Bahçesi Vaad Etmedim' diye bir kitap okudum. Polisiyeleride seviyorum. Agatha Criste kitaplarının hepsini okudum mesela. Bir cinayet romanı yazmayı düşünüyorum.

Y.M : Çok teşekkürler.

KARGO : Biz teşekkür ederiz.